Futbolun bir “hata oyunu” olduğunu, o hataların oyuna tutku ve drama kattığını savunan o romantik devri kapatıyoruz.
Şimdi %100 hatasız maç yönetecek biyonik robot hakemler mi, yoksa kasıtlı olmadığı sürece insan hatalarını kabul ettiğimiz insan hakemler mi?
Karar kimin? Seyircinin mi, yöneticilerin mi, yoksa FİFA ve UEFA’nın mı? Bu sadece kural değişikliği değil; futbolun ruhuna sıkılmış son kurşundur.
Sahada artık terleyen, yorulan veya baskı altında yanlış karar veren bir insan yok. Onun yerine, saniyede 10.000 veri işleyen, lazer gözlü ve titanyum gövdeli bir makine var. Adalet kusursuzlaşıyor ama futbolun ruhu, o kollektif öfke, o coşkulu sevinç ve haksızlığa karşı yükselen o gür ses, tekinsiz bir sessizliğe gömülüyor.
Tribünler artık bir stadyum değil, bir veri merkezi.
NANOSANİYELİK ÖLÜMCÜL ADALET
Robot hakemler, bir futbolcunun ayakucu rakibinin topuğunun 1 milimetre önündeyse bunu anında tespit ediyor. Faul pozisyonlarında, darbenin şiddetini Newton cinsinden hesaplayıp kartın rengini duygusuzca belirliyor.
VAR odasına danışmak mı? O teknoloji artık antika. Karar artık anlık, nihai ve tartışmasız. Bir futbolcu robot hakemin yüzüne “nerde bizim insan hakemlerimiz” dercesine bakacak. Artık insan sıcaklığı değil, soğuk bir devre görecek.
İtiraz etmenin, göz göze gelmenin, ikna etmenin hiçbir manası olmayacak. Robot, insani zaafların olmadığı bir dünyada, soğuk bir algoritmayı icra edecek.
KARAR KİMİN ELİNDE?
Bu sibernetik (canlılar ve makineler arasındaki iletişim ve kontrol sistemlerini inceleyen bilim dalı) devrimle birlikte gerçek güç kimin elinde?
SEYİRCİLER Mİ? : Artık sadece izleyici konumundalar, isyan edemezler. Adalete isyan edemezsiniz, ama adaleti sorgulayabilirsiniz. Oysa robotun adaleti
sorgulanamaz. FUTBOLCULAR MI? : Yüzüne baktıklarında bir insan değil, bir makine görecekler. Korku, saygı veya nefret… Robot için hiçbirinin karşılığı olmayacak. FİFA VE UEFA MI? : Futbolu bir “veri setine” dönüştürenler onlar. Sporu, bir eğlence endüstrisinden çıkarıp, veri üreten bir fabrikaya dönüştürüyorlar.
İNSAN MI MAKİNE Mİ?
İşte büyük ikilem: Kasıtlı olmadığı sürece yapılan insan hatalarının doğal bir parçası olduğu, heyecan dolu bir oyun mu? Yoksa her pozisyonun nanosaniyeler içinde hesaplandığı, duygusuz, robotik bir gösteri mi?
KARAR NİHAYETİNDE BİZ SEYİRCİLERİN
Futbolu “ futbol” yapan ruhu korumak için, sahada kusursuzluğu değil, insanı talep etme hakkımız var. Aksi takdirde, yeşil sahalar sadece veri üreten fabrikalara dönüşecek ve bizler, bu soğuk mekanik dünyanın sadece sessiz şahitleri olacağız.
BU YÜZDEN VAR’I, DAR’I BIRAKIN ÖZÜNÜZE YANİ BİR HAKEM, İKİ YARIMCI VE DÖRDÜNCÜ HAKEM. İŞTE FUTBOLUN HEYECANI BU, 5-10 DAKİKA MAÇI GERİ SARMAK DEĞİL.
13/2/2026 Necati KONAKCI
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
NECATİ KONAKCI
YEŞİL SAHADA ROBOT İSTİLASI: HAKEME VEDA!
Futbolun bir “hata oyunu” olduğunu, o hataların oyuna tutku ve drama kattığını savunan o romantik devri kapatıyoruz.
Şimdi %100 hatasız maç yönetecek biyonik robot hakemler mi, yoksa kasıtlı olmadığı sürece insan hatalarını kabul ettiğimiz insan hakemler mi?
Karar kimin? Seyircinin mi, yöneticilerin mi, yoksa FİFA ve UEFA’nın mı? Bu sadece kural değişikliği değil; futbolun ruhuna sıkılmış son kurşundur.
Sahada artık terleyen, yorulan veya baskı altında yanlış karar veren bir insan yok. Onun yerine, saniyede 10.000 veri işleyen, lazer gözlü ve titanyum gövdeli bir makine var. Adalet kusursuzlaşıyor ama futbolun ruhu, o kollektif öfke, o coşkulu sevinç ve haksızlığa karşı yükselen o gür ses, tekinsiz bir sessizliğe gömülüyor.
Tribünler artık bir stadyum değil, bir veri merkezi.
NANOSANİYELİK ÖLÜMCÜL ADALET
Robot hakemler, bir futbolcunun ayakucu rakibinin topuğunun 1 milimetre önündeyse bunu anında tespit ediyor. Faul pozisyonlarında, darbenin şiddetini Newton cinsinden hesaplayıp kartın rengini duygusuzca belirliyor.
VAR odasına danışmak mı? O teknoloji artık antika. Karar artık anlık, nihai ve tartışmasız. Bir futbolcu robot hakemin yüzüne “nerde bizim insan hakemlerimiz” dercesine bakacak. Artık insan sıcaklığı değil, soğuk bir devre görecek.
İtiraz etmenin, göz göze gelmenin, ikna etmenin hiçbir manası olmayacak. Robot, insani zaafların olmadığı bir dünyada, soğuk bir algoritmayı icra edecek.
KARAR KİMİN ELİNDE?
Bu sibernetik (canlılar ve makineler arasındaki iletişim ve kontrol sistemlerini inceleyen bilim dalı) devrimle birlikte gerçek güç kimin elinde?
SEYİRCİLER Mİ? : Artık sadece izleyici konumundalar, isyan edemezler. Adalete isyan edemezsiniz, ama adaleti sorgulayabilirsiniz. Oysa robotun adaleti
sorgulanamaz. FUTBOLCULAR MI? : Yüzüne baktıklarında bir insan değil, bir makine görecekler. Korku, saygı veya nefret… Robot için hiçbirinin karşılığı olmayacak. FİFA VE UEFA MI? : Futbolu bir “veri setine” dönüştürenler onlar. Sporu, bir eğlence endüstrisinden çıkarıp, veri üreten bir fabrikaya dönüştürüyorlar.
İNSAN MI MAKİNE Mİ?
İşte büyük ikilem: Kasıtlı olmadığı sürece yapılan insan hatalarının doğal bir parçası olduğu, heyecan dolu bir oyun mu? Yoksa her pozisyonun nanosaniyeler içinde hesaplandığı, duygusuz, robotik bir gösteri mi?
KARAR NİHAYETİNDE BİZ SEYİRCİLERİN
Futbolu “ futbol” yapan ruhu korumak için, sahada kusursuzluğu değil, insanı talep etme hakkımız var. Aksi takdirde, yeşil sahalar sadece veri üreten fabrikalara dönüşecek ve bizler, bu soğuk mekanik dünyanın sadece sessiz şahitleri olacağız.
BU YÜZDEN VAR’I, DAR’I BIRAKIN ÖZÜNÜZE YANİ BİR HAKEM, İKİ YARIMCI VE DÖRDÜNCÜ HAKEM. İŞTE FUTBOLUN HEYECANI BU, 5-10 DAKİKA MAÇI GERİ SARMAK DEĞİL.
13/2/2026 Necati KONAKCI
YAZARIN DİĞER YAZILARI