Kocaeli, her ne kadar sanayinin ve üretimin lokomotifi olarak anılsa da, aslında ayaklarımızın altında binlerce yıllık devasa bir tarih hazinesi yatıyor.
Bizler günlük koşturmacalarımız içinde bu mirası korumak ve geleceğe taşımak için iğneyle kuyu kazan bir ekip var. Geçtiğimiz gün Kocaeli Müze Müdürü Ebru İnal KARAÇOBAN’I ziyaret ettiğimde, bu sessiz ama derinden yürütülen hummalı çalışmaya bir kez daha yakından tanıklık ettim.
MÜZECİLİK SADECE SERGİLEMEK DEĞİLDİR
Çoğu zaman müzeleri sadece camekanlı dolapların arkasındaki antik objelerin sergilendiği sessiz salonlar sanırız. Oysa işin mutfağına, yani Müze Müdürlüğü’nün koridorlarına girdiğinizde durumun çok daha farklı olduğunu görüyorsunuz.
Ebru Hanım ile yaptığımız sohbette, her bir eserin envantere alınmasından restorasyonuna, tasnifinden korunmasına kadar geçen sürecin ne kadar büyük bir profesyonellik ve sabır gerektirdiğini gözlemledim.
Orada sadece bir “memuriyet” değil, tam anlamıyla bir “tarih nöbeti” tutuluyor.
NİKOMEDİA’NIN EMANETÇİLERİ
İzmit’in antik adı Nikomedia’nın toprak altındaki sessiz çığlığını duymak ve o eserleri gün ışığına çıkarıp hak ettikleri değeri vermek büyük bir sorumluluk. Müze Müdürlüğü ekibi, şehrimizin hafızasını taze tutmak için tam bir “emanetçi” hassasiyetiyle çalışıyor.
Bir sikkenin üzerindeki tozun temizlenmesinden, devasa bir heykelin korunmasına kadar her adımda gösterilen o inanılmaz titizlik, Kocaeli’nin kültürel kimliğine atılan en güçlü imzadır. Bu ekip, şehrin geçmişiyle bugünü arasında sarsılmaz bir köprü kuruyor.
GELECEK NESİLLERE BORCUMUZ
Geçmişine sahip çıkmayan toplumlar, rotasını kaybetmiş gemilere benzer. Kocaeli Müzesi’nde gördüğüm bu disiplin ve eserlere gösterilen “evlat hassasiyeti”, şehrimiz adına büyük bir şans. Ebru İnal KARAÇOBAN ve ekibinin vizyonu sayesinde, topraklarımızdan fışkıran bu değerlerin emin ellerde olduğunu bilmek içimi ferahlattı.
Buradan tüm halkımıza seslenmek istiyorum; bu fedekarca yürütülen çalışmaları ve binlerce yıllık mirasımızı yerinde görmeniz, bu emeğe tanıklık etmeniz çok kıymetli.
Çünkü orada korunan sadece taşlar veya objeler değil; bizim kimliğimiz, köklerimiz ve bu kentin ruhudur.
Tarihin bu titiz bekçilerine, Kocaeli’nin hafızasını diri tuttukları için bir kez daha teşekkür ediyorum.
30/4/2026 Necati KONAKCI
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
NECATİ KONAKCI
TARİHİN TİTİZ BEKÇİLERİ
TARİHİN TİTİZ BEKÇİLERİ
Kocaeli, her ne kadar sanayinin ve üretimin lokomotifi olarak anılsa da, aslında ayaklarımızın altında binlerce yıllık devasa bir tarih hazinesi yatıyor.
Bizler günlük koşturmacalarımız içinde bu mirası korumak ve geleceğe taşımak için iğneyle kuyu kazan bir ekip var. Geçtiğimiz gün Kocaeli Müze Müdürü Ebru İnal KARAÇOBAN’I ziyaret ettiğimde, bu sessiz ama derinden yürütülen hummalı çalışmaya bir kez daha yakından tanıklık ettim.
MÜZECİLİK SADECE SERGİLEMEK DEĞİLDİR
Çoğu zaman müzeleri sadece camekanlı dolapların arkasındaki antik objelerin sergilendiği sessiz salonlar sanırız. Oysa işin mutfağına, yani Müze Müdürlüğü’nün koridorlarına girdiğinizde durumun çok daha farklı olduğunu görüyorsunuz.
Ebru Hanım ile yaptığımız sohbette, her bir eserin envantere alınmasından restorasyonuna, tasnifinden korunmasına kadar geçen sürecin ne kadar büyük bir profesyonellik ve sabır gerektirdiğini gözlemledim.
Orada sadece bir “memuriyet” değil, tam anlamıyla bir “tarih nöbeti” tutuluyor.
NİKOMEDİA’NIN EMANETÇİLERİ
İzmit’in antik adı Nikomedia’nın toprak altındaki sessiz çığlığını duymak ve o eserleri gün ışığına çıkarıp hak ettikleri değeri vermek büyük bir sorumluluk. Müze Müdürlüğü ekibi, şehrimizin hafızasını taze tutmak için tam bir “emanetçi” hassasiyetiyle çalışıyor.
Bir sikkenin üzerindeki tozun temizlenmesinden, devasa bir heykelin korunmasına kadar her adımda gösterilen o inanılmaz titizlik, Kocaeli’nin kültürel kimliğine atılan en güçlü imzadır. Bu ekip, şehrin geçmişiyle bugünü arasında sarsılmaz bir köprü kuruyor.
GELECEK NESİLLERE BORCUMUZ
Geçmişine sahip çıkmayan toplumlar, rotasını kaybetmiş gemilere benzer. Kocaeli Müzesi’nde gördüğüm bu disiplin ve eserlere gösterilen “evlat hassasiyeti”, şehrimiz adına büyük bir şans. Ebru İnal KARAÇOBAN ve ekibinin vizyonu sayesinde, topraklarımızdan fışkıran bu değerlerin emin ellerde olduğunu bilmek içimi ferahlattı.
Buradan tüm halkımıza seslenmek istiyorum; bu fedekarca yürütülen çalışmaları ve binlerce yıllık mirasımızı yerinde görmeniz, bu emeğe tanıklık etmeniz çok kıymetli.
Çünkü orada korunan sadece taşlar veya objeler değil; bizim kimliğimiz, köklerimiz ve bu kentin ruhudur.
Tarihin bu titiz bekçilerine, Kocaeli’nin hafızasını diri tuttukları için bir kez daha teşekkür ediyorum.
30/4/2026 Necati KONAKCI
YAZARIN DİĞER YAZILARI