M.S. 79 yılının o meşhur günü başladığında, Vezüv Yanardağının eteklerindeki Pompeii, Roma İmparatorluğu’nun en canlı, en hayat dolu şehirlerinden biriydi. Aristokratların lüks villaları, zengin mozaiklerle süslü avlular ve Akdeniz ticaretinin kalbinin attığı liman…
Hayat, her zamanki telaşıyla akıyordu. Ancak öğle saatlerine doğru gökyüzü, daha önce hiç görülmemiş bir karanlığa büründü.
Vezüv, yüzyıllardır süren sessizliğini, kenti tarihin derinliklerine gömecek bir patlamayla bozmuştu.
BİR SANİYELİK MAHŞER
Pek çok antik felaketin aksine Pompeii, yavaş yavaş yok olmadı. Şehir, gökyüzünden yağan kızgın taşlar ve ardından gelen, hızı saatte yüzlerce kilometreyi bulan piroklastik akıntıların kurbanı oldu.
O an, zaman adeta buz tuttu. İnsanlar kaçmaya, saklanmaya ya da sevdiklerine sarılmaya çalışırken soludukları zehirli gaz ve üzerlerine çöken tonlarca külle oldukları yere mühürlendiler.
Bugün arkeolojik kazılarda gördüğümüz o “taşlaşmış bedenler”, aslında birer heykel değil; son nefeslerini verirken küllerin içinde bıraktıkları boşlukların alçıyla doldurulmuş birer dökümüdür.
GÜNDELİK HAYATIN ARKEOLOJİSİ
Pompeii’yi diğer antik kentlerden ayıran en büyük özellik, “felaketin tazeliği”dir. Fırınlardaki ekmekler, sofralarda yarım kalmış yemekler, duvarlardaki seçim sloganları ve hatta yerdeki “Dikkat köpek var” (Cave Canem) yazıları…
Kül tabakası, şehri bir zaman kapsülü gibi korumuş, binlerce yıl boyunca dış dünyadan izole etmiştir. Sokaklarda yürürken, sadece yıkılmış sütunları değil; bir insanın evinden çıkarken hissettiği o son paniği, bir annenin çocuğunu koruma çabasını ve doğanın karşısında insanın ne kadar çaresiz kaldığını görürsünüz.
SESSİZ BİR UYARI
Bu gün Pompeii, sadece turistlerin akın ettiği bir durak değil, insanlığın kırılganlığına dair sessiz bir anıttır. Doğa ana, bir şehri daha bir gün dolmadan haritadan silebilir ama onun hikayesini taşlara kazıyarak sonsuza dek yaşatabilir.
Pompeii’nin taş sokaklarında yankılanan tek şey, artık o eski Pazar yerinin gürültüsü değil; zamanın ne kadar kıymetli olduğunun soğuk ve sarsıcı hatırlatıcısıdır.
AÇIK HAVA MÜZESİ VE UNESCO MİRASI
Bu gün Pompeii; UNESCO Dünya Mirası Listesindedir. M.S. 79 da Vezüv Yanardağının külleri altında kalarak yok olan antik şehir, bu gün 170 dönümlük devasa bir açık hava müzesidir.
SONUÇ OLARAK
İzmit, yani “NİKOMEDİA” sanayileşme çarpık ve bilinçsizce kentleşmek yerine geçmişine sahip çıkan bir şehir olsaydı, POMPEİİ gibi NİCOMEDİA (İzmit)de UNESCO Dünya Mirası Listesinde yer alırmıydı, ne dersiniz?
7/2/2026 Necati KONAKCI
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
NECATİ KONAKCI
KÜLLERİN ALTINDA DONAN ZAMAN; POMPEİİ’NİN SESSİZ MİRASI
M.S. 79 yılının o meşhur günü başladığında, Vezüv Yanardağının eteklerindeki Pompeii, Roma İmparatorluğu’nun en canlı, en hayat dolu şehirlerinden biriydi. Aristokratların lüks villaları, zengin mozaiklerle süslü avlular ve Akdeniz ticaretinin kalbinin attığı liman…
Hayat, her zamanki telaşıyla akıyordu. Ancak öğle saatlerine doğru gökyüzü, daha önce hiç görülmemiş bir karanlığa büründü.
Vezüv, yüzyıllardır süren sessizliğini, kenti tarihin derinliklerine gömecek bir patlamayla bozmuştu.
BİR SANİYELİK MAHŞER
Pek çok antik felaketin aksine Pompeii, yavaş yavaş yok olmadı. Şehir, gökyüzünden yağan kızgın taşlar ve ardından gelen, hızı saatte yüzlerce kilometreyi bulan piroklastik akıntıların kurbanı oldu.
O an, zaman adeta buz tuttu. İnsanlar kaçmaya, saklanmaya ya da sevdiklerine sarılmaya çalışırken soludukları zehirli gaz ve üzerlerine çöken tonlarca külle oldukları yere mühürlendiler.
Bugün arkeolojik kazılarda gördüğümüz o “taşlaşmış bedenler”, aslında birer heykel değil; son nefeslerini verirken küllerin içinde bıraktıkları boşlukların alçıyla doldurulmuş birer dökümüdür.
GÜNDELİK HAYATIN ARKEOLOJİSİ
Pompeii’yi diğer antik kentlerden ayıran en büyük özellik, “felaketin tazeliği”dir. Fırınlardaki ekmekler, sofralarda yarım kalmış yemekler, duvarlardaki seçim sloganları ve hatta yerdeki “Dikkat köpek var” (Cave Canem) yazıları…
Kül tabakası, şehri bir zaman kapsülü gibi korumuş, binlerce yıl boyunca dış dünyadan izole etmiştir. Sokaklarda yürürken, sadece yıkılmış sütunları değil; bir insanın evinden çıkarken hissettiği o son paniği, bir annenin çocuğunu koruma çabasını ve doğanın karşısında insanın ne kadar çaresiz kaldığını görürsünüz.
SESSİZ BİR UYARI
Bu gün Pompeii, sadece turistlerin akın ettiği bir durak değil, insanlığın kırılganlığına dair sessiz bir anıttır. Doğa ana, bir şehri daha bir gün dolmadan haritadan silebilir ama onun hikayesini taşlara kazıyarak sonsuza dek yaşatabilir.
Pompeii’nin taş sokaklarında yankılanan tek şey, artık o eski Pazar yerinin gürültüsü değil; zamanın ne kadar kıymetli olduğunun soğuk ve sarsıcı hatırlatıcısıdır.
AÇIK HAVA MÜZESİ VE UNESCO MİRASI
Bu gün Pompeii; UNESCO Dünya Mirası Listesindedir. M.S. 79 da Vezüv Yanardağının külleri altında kalarak yok olan antik şehir, bu gün 170 dönümlük devasa bir açık hava müzesidir.
SONUÇ OLARAK
İzmit, yani “NİKOMEDİA” sanayileşme çarpık ve bilinçsizce kentleşmek yerine geçmişine sahip çıkan bir şehir olsaydı, POMPEİİ gibi NİCOMEDİA (İzmit)de UNESCO Dünya Mirası Listesinde yer alırmıydı, ne dersiniz?
7/2/2026 Necati KONAKCI
YAZARIN DİĞER YAZILARI