Türkiye’de futbol, devasa bütçelerin yönetildiği ama profesyonelliğin kapıdan içeri giremediği bir kara delik haline geldi.
Bugün holdinglerini, fabrikalarını dünya çapında başarıyla yöneten iş insanları, bir futbol kulübünün başına geçtiklerinde neden rotayı uçuruma kırıyorlar? Kendi şirketlerinde tek bir hatalı yatırımın hesabını kuruşu kuruşuna soran bu isimler, kulüp kasasından milyon Euroları savururken neden bu kadar rahatlar?
KENDİ PARASINA ASLAN, KULÜP PARASINA MİRASYEDİ
Bir iş adamı, kendi fabrikasını yönetirken en liyakatli profesyonelleri (CEO) işin başına getirir, verimlilik raporlarını her gün inceler. Ancak aynı isim kulüp başkanı olduğunda; liyakati kapının dışında bırakıp “taraftarlara şirin gözükme” sevdasına kapılır.
Kendi şirketinde yapmayacağı her hatayı, harcamayacağı her kuruşu kulüp koltuğunda sınırsızca harcıyor. Çünkü biliyor ki; şirket batarsa kendi cebinden gider, kulüp batarsa fatura camiaya ve nihayetinde devlete kalır.
KURTULUŞUN TEK YOLU: DEVLET DENETİMİ VE
ŞAHSİ SORUMLULUK
Pansuman tedaviler, borç yapılandırmaları ve geçici transfer yasakları artık bu sistemi temizlemeye yetmiyor. Türk futbolunun kurtuluşu için şu radikal adımların atılması artık bir zorunluluktur:
DEVLET DENETLEME KURULU (DDK) MÜDAHALESİ: Kulüpler artık sadece dernekler masasının veya göstermelik kurulların insafına bırakılmamalıdır. Her kulüp, tıpkı stratejik bir kurum gibi Devlet Denetleme Kurulu tarafından düzenli ve sıkı bir denetime tabi tutulmalıdır. Harcanan her kuruşun nereye gittiği şeffaf bir şekilde raporlanmalıdır. “HARCADIĞIN KADAR SORUMLUSUN” İLKESİ: En kritik madde budur. Bir yönetici veya başkan, kendi döneminde kulübü bütçesinin üzerinde borçlandırıyorsa, bu borçtan şahsi mal varlığıyla sorumlu tutulmalıdır. “Ben harcarım, benden sonra gelen ödesin” devri hukuken kapanmalıdır. Kendi şirketinde zarar eden yöneticiyi görevden alan akıl, kulübü batıran başkana tazminat yolunu açmalıdır. Bu arada başkan adayı ve yönetici adaylarından da şahsi mal bildirimi kesin olarak alınmak zorunda olmalıdır. CEO MODELİ ZORUNLULUĞU: Kulüpler, başkanların ego veya reklam alanı değil, profesyonel şirketler gibi yönetilmelidir. Kulübün mali ve sportif tüm operasyonları, uluslararası standartlarda hesap verebilir CEO’lar tarafından yürütülmelidir. İMZA YETKİSİNE MALİ KRİTER: Transferin altına imza atan her yönetici, o transferin kulübün mali yapısına vereceği zarardan doğrudan sorumlu olmalıdır. Başarısızlığı tescillenen yöneticilere “spor yöneticiliği men cezası” getirilmeli ve bir daha kesinlikle kulüp yöneticiliğine aday yapılmamalıdır. KİMSENİN PARASI SAHİPSİZ DEĞİLDİR: Bir holding patronu kendi iş yerinde gösterdiği ciddiyeti kulüpte göstermiyorsa, orada niyet sorgulanmalıdır. Türk futbolunun kurtuluşu; “hesap sorulamaz” krallıkların yıkılması ve yerine devlet denetimiyle perçinlenmiş bir mali disiplinin gelmesidir.
KENDİ CEBİNDEN ÇIKMAYAN PARAYI HARCAMAK KOLAYDIR; ASIL MESELE, O PARANIN HESABINI HUKUK ÖNÜNDE VEREBİLMEKTİR.
25/2/2026 / Necati KONAKCI
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
NECATİ KONAKCI
FUTBOLDA HESAPSIZ KRALLIKLARIN SONU
Türkiye’de futbol, devasa bütçelerin yönetildiği ama profesyonelliğin kapıdan içeri giremediği bir kara delik haline geldi.
Bugün holdinglerini, fabrikalarını dünya çapında başarıyla yöneten iş insanları, bir futbol kulübünün başına geçtiklerinde neden rotayı uçuruma kırıyorlar? Kendi şirketlerinde tek bir hatalı yatırımın hesabını kuruşu kuruşuna soran bu isimler, kulüp kasasından milyon Euroları savururken neden bu kadar rahatlar?
KENDİ PARASINA ASLAN, KULÜP PARASINA MİRASYEDİ
Bir iş adamı, kendi fabrikasını yönetirken en liyakatli profesyonelleri (CEO) işin başına getirir, verimlilik raporlarını her gün inceler. Ancak aynı isim kulüp başkanı olduğunda; liyakati kapının dışında bırakıp “taraftarlara şirin gözükme” sevdasına kapılır.
Kendi şirketinde yapmayacağı her hatayı, harcamayacağı her kuruşu kulüp koltuğunda sınırsızca harcıyor. Çünkü biliyor ki; şirket batarsa kendi cebinden gider, kulüp batarsa fatura camiaya ve nihayetinde devlete kalır.
KURTULUŞUN TEK YOLU: DEVLET DENETİMİ VE
ŞAHSİ SORUMLULUK
Pansuman tedaviler, borç yapılandırmaları ve geçici transfer yasakları artık bu sistemi temizlemeye yetmiyor. Türk futbolunun kurtuluşu için şu radikal adımların atılması artık bir zorunluluktur:
DEVLET DENETLEME KURULU (DDK) MÜDAHALESİ: Kulüpler artık sadece dernekler masasının veya göstermelik kurulların insafına bırakılmamalıdır. Her kulüp, tıpkı stratejik bir kurum gibi Devlet Denetleme Kurulu tarafından düzenli ve sıkı bir denetime tabi tutulmalıdır. Harcanan her kuruşun nereye gittiği şeffaf bir şekilde raporlanmalıdır. “HARCADIĞIN KADAR SORUMLUSUN” İLKESİ: En kritik madde budur. Bir yönetici veya başkan, kendi döneminde kulübü bütçesinin üzerinde borçlandırıyorsa, bu borçtan şahsi mal varlığıyla sorumlu tutulmalıdır. “Ben harcarım, benden sonra gelen ödesin” devri hukuken kapanmalıdır. Kendi şirketinde zarar eden yöneticiyi görevden alan akıl, kulübü batıran başkana tazminat yolunu açmalıdır. Bu arada başkan adayı ve yönetici adaylarından da şahsi mal bildirimi kesin olarak alınmak zorunda olmalıdır. CEO MODELİ ZORUNLULUĞU: Kulüpler, başkanların ego veya reklam alanı değil, profesyonel şirketler gibi yönetilmelidir. Kulübün mali ve sportif tüm operasyonları, uluslararası standartlarda hesap verebilir CEO’lar tarafından yürütülmelidir. İMZA YETKİSİNE MALİ KRİTER: Transferin altına imza atan her yönetici, o transferin kulübün mali yapısına vereceği zarardan doğrudan sorumlu olmalıdır. Başarısızlığı tescillenen yöneticilere “spor yöneticiliği men cezası” getirilmeli ve bir daha kesinlikle kulüp yöneticiliğine aday yapılmamalıdır. KİMSENİN PARASI SAHİPSİZ DEĞİLDİR: Bir holding patronu kendi iş yerinde gösterdiği ciddiyeti kulüpte göstermiyorsa, orada niyet sorgulanmalıdır. Türk futbolunun kurtuluşu; “hesap sorulamaz” krallıkların yıkılması ve yerine devlet denetimiyle perçinlenmiş bir mali disiplinin gelmesidir.
KENDİ CEBİNDEN ÇIKMAYAN PARAYI HARCAMAK KOLAYDIR; ASIL MESELE, O PARANIN HESABINI HUKUK ÖNÜNDE VEREBİLMEKTİR.
25/2/2026 / Necati KONAKCI
YAZARIN DİĞER YAZILARI