Birkaç gün önceki yazımın ardından gelen yoğun geri dönüşler, telefonlar ve mesajlar gösterdi ki; sokaklardaki kontrolsüz şiddetten ve bu şiddeti bir “yaşam tarzı” gibi sunan televizyon dizilerinden hepimiz yorulmuşuz.
Toplumun her kesiminden yükselen bu ortak ses, aslında geleceğimiz adına verilmiş bir imdat çığlığıdır. Peki, sadece şikayet etmek bizi çözüme ulaştırır mı? Elbette hayır.
ALGI OPERASYONUNA DUR DEMELİYİZ
Şiddet bir sonuçtur; asıl mesele bu şiddeti “havalı gösteren algıyı kırmaktır. Reyting uğruna toplumsal huzuru feda eden yapımlar, sadece birer kurgu değil; maalesef sokaktaki geçlerimiz için yanlış birer model haline geliyor.
RTÜK’ün denetim mekanizmalarını daha etkin işletmesi şart, ancak en büyük denetçi yine biziz. Kumandayı elimize aldığımızda, şiddeti kutsayan yapımları reddetme iradesini hep birlikte göstermeliyiz.
İZMİT’İN HUZURU BİZİM ELİMİZDE
Köklü bir tarihe ve güçlü bir komşuluk kültürüne sahip olan güzel İzmit’imizin sokakları, dizi karakterlerine özenenlerin değil; spora, sanata ve kentin mirasına sahip çıkan bir neslin ayak seslerini duymalıdır. Yerel yönetimlerden emniyet birimlerine, ailelerden eğitimcilere kadar herkesin elini taşın altına koyma vaktidir.
Unutmayalım’ki; ekranda alkışlanan her şiddet sahnesi, yarın kapımızın önünde yaşanacak bir olayın sessiz provasıdır. Bugün tepki vermezsek, yarın çok geç olabilir.
CAMDAN SIZAN ÖFKE, SOKAĞA TAŞAR,
SANAL BİR NEFRETLE HAYATLAR ŞAŞAR.
EKRANDAKİ ŞİDDET DURMAZSA EĞER,
YARIN GEÇ KALINMIŞ BİR FERYAYAT BAŞLAR.
13/3/2026 / Necati KONAKCI
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
NECATİ KONAKCI
EKRANDAKİ ŞİDDET, SOKAĞIN KADERİ OLMASIN
Birkaç gün önceki yazımın ardından gelen yoğun geri dönüşler, telefonlar ve mesajlar gösterdi ki; sokaklardaki kontrolsüz şiddetten ve bu şiddeti bir “yaşam tarzı” gibi sunan televizyon dizilerinden hepimiz yorulmuşuz.
Toplumun her kesiminden yükselen bu ortak ses, aslında geleceğimiz adına verilmiş bir imdat çığlığıdır. Peki, sadece şikayet etmek bizi çözüme ulaştırır mı? Elbette hayır.
ALGI OPERASYONUNA DUR DEMELİYİZ
Şiddet bir sonuçtur; asıl mesele bu şiddeti “havalı gösteren algıyı kırmaktır. Reyting uğruna toplumsal huzuru feda eden yapımlar, sadece birer kurgu değil; maalesef sokaktaki geçlerimiz için yanlış birer model haline geliyor.
RTÜK’ün denetim mekanizmalarını daha etkin işletmesi şart, ancak en büyük denetçi yine biziz. Kumandayı elimize aldığımızda, şiddeti kutsayan yapımları reddetme iradesini hep birlikte göstermeliyiz.
İZMİT’İN HUZURU BİZİM ELİMİZDE
Köklü bir tarihe ve güçlü bir komşuluk kültürüne sahip olan güzel İzmit’imizin sokakları, dizi karakterlerine özenenlerin değil; spora, sanata ve kentin mirasına sahip çıkan bir neslin ayak seslerini duymalıdır. Yerel yönetimlerden emniyet birimlerine, ailelerden eğitimcilere kadar herkesin elini taşın altına koyma vaktidir.
Unutmayalım’ki; ekranda alkışlanan her şiddet sahnesi, yarın kapımızın önünde yaşanacak bir olayın sessiz provasıdır. Bugün tepki vermezsek, yarın çok geç olabilir.
CAMDAN SIZAN ÖFKE, SOKAĞA TAŞAR,
SANAL BİR NEFRETLE HAYATLAR ŞAŞAR.
EKRANDAKİ ŞİDDET DURMAZSA EĞER,
YARIN GEÇ KALINMIŞ BİR FERYAYAT BAŞLAR.
13/3/2026 / Necati KONAKCI
YAZARIN DİĞER YAZILARI