Şehrimizin en işlek caddesinde bir banka oturun ve sadece on dakika etrafınızı izleyin. Manzara muhtemelen şöyle: Yan yana yürüyen iki arkadaşın ellerinde telefon, bir birlerine bakmak yerine ekrana bakıyorlar. Bir kafede oturan genç çift, romantik bir akşam yemeği yerine, sosyal medyada o anın “ne kadar romantik olduğunu” kanıtlamaya çalışıyor.
Biz ne ara bu kadar “BAĞLI AMA UZAK” hale geldik?
DİJİTAL MAHALLE BASKISI
Eskiden yerel basının gücü, mahalle kahvesindeki gücü, mahalle kahvesindeki sohbeti ya da fırın sırasındaki selamlaşmada hissedilirdi.
Şimdi ise mahallemiz, cebimize sığdırdığımız ve algoritması bizden olmayan bir dünyadan ibaret. Komşumuzun kapısını çalmak yerine, binlerce kilometre ötedeki birinin ne yediğini merak eder hale geldik.
Kendi şehrimizin sokaklarındaki çukuru, parktaki eksikliği ya da yerel esnafın derdini “TWEET” atarak çözebileceğimizi sanıyoruz. Oysa gerçek değişim, göz temasıyla ve omuz omuza durmakla başlar.
“BEĞENİ” KARIN DOYURMUYOR
Sosyal medyada yüzlerce “beğeni” almak, bir dostun elini sıkmanın ya da esnafla yapılan iki dakikalık samimi bir sohbetin yerini tutabilir mi? Yerel kültürümüzü, samimiyetimizi ve birbirimize olan güvenimizi birer “veriye” dönüştürüp küresel devlere satıyoruz.
Yerel basın olarak bizler, sizin sesiniz olmaya çalışırken; sizler kendi sesinizi filtrelerin arkasına saklıyorsunuz.
BİR GÜNLÜK “DİJİTAL ORUÇ” DENEYİN
Gelin bu hafta bir değişiklik yapalım. Şehrimizin sokaklarında yürürken kafanızı ekrandan kaldırın:
Yıllardır görmediğiniz bir tanıdığa sadece başınızla selam verin. Yerel bir esnaftan alışveriş yaparken telefonunuzu cebinizden çıkartmayın. Bir banka oturup sadece gökyüzünü ve gelip geçeni izleyin.
Göreceksiniz ki dünya, o ALTI İNÇLİK ekrandan çok daha büyük, çok daha renkli ve çok daha gerçek. Şehrimizi ve birbirimizi yeniden keşfetmek için hala geç değil.
SAHİ, YANINIZDAKİ İNSANIN GÖZLERİNİN RENGİNİ EN SON NE ZAMAN FARK ETTİNİZ?
Binlerce “dost” birikir o soğuk ekranlarda,
Sesler dilsiz, bakışlar tutsak kalmış camlarda.
Kalabalık içinde en derin kuyulardayız,
Bağlantımız tam lakin, koptuk asıl canlarda.
21/1/2026 Necati KONAKCI
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
NECATİ KONAKCI
DİJİTAL YALNIZLIK
Şehrimizin en işlek caddesinde bir banka oturun ve sadece on dakika etrafınızı izleyin. Manzara muhtemelen şöyle: Yan yana yürüyen iki arkadaşın ellerinde telefon, bir birlerine bakmak yerine ekrana bakıyorlar. Bir kafede oturan genç çift, romantik bir akşam yemeği yerine, sosyal medyada o anın “ne kadar romantik olduğunu” kanıtlamaya çalışıyor.
Biz ne ara bu kadar “BAĞLI AMA UZAK” hale geldik?
DİJİTAL MAHALLE BASKISI
Eskiden yerel basının gücü, mahalle kahvesindeki gücü, mahalle kahvesindeki sohbeti ya da fırın sırasındaki selamlaşmada hissedilirdi.
Şimdi ise mahallemiz, cebimize sığdırdığımız ve algoritması bizden olmayan bir dünyadan ibaret. Komşumuzun kapısını çalmak yerine, binlerce kilometre ötedeki birinin ne yediğini merak eder hale geldik.
Kendi şehrimizin sokaklarındaki çukuru, parktaki eksikliği ya da yerel esnafın derdini “TWEET” atarak çözebileceğimizi sanıyoruz. Oysa gerçek değişim, göz temasıyla ve omuz omuza durmakla başlar.
“BEĞENİ” KARIN DOYURMUYOR
Sosyal medyada yüzlerce “beğeni” almak, bir dostun elini sıkmanın ya da esnafla yapılan iki dakikalık samimi bir sohbetin yerini tutabilir mi? Yerel kültürümüzü, samimiyetimizi ve birbirimize olan güvenimizi birer “veriye” dönüştürüp küresel devlere satıyoruz.
Yerel basın olarak bizler, sizin sesiniz olmaya çalışırken; sizler kendi sesinizi filtrelerin arkasına saklıyorsunuz.
BİR GÜNLÜK “DİJİTAL ORUÇ” DENEYİN
Gelin bu hafta bir değişiklik yapalım. Şehrimizin sokaklarında yürürken kafanızı ekrandan kaldırın:
Yıllardır görmediğiniz bir tanıdığa sadece başınızla selam verin. Yerel bir esnaftan alışveriş yaparken telefonunuzu cebinizden çıkartmayın. Bir banka oturup sadece gökyüzünü ve gelip geçeni izleyin.
Göreceksiniz ki dünya, o ALTI İNÇLİK ekrandan çok daha büyük, çok daha renkli ve çok daha gerçek. Şehrimizi ve birbirimizi yeniden keşfetmek için hala geç değil.
SAHİ, YANINIZDAKİ İNSANIN GÖZLERİNİN RENGİNİ EN SON NE ZAMAN FARK ETTİNİZ?
Binlerce “dost” birikir o soğuk ekranlarda,
Sesler dilsiz, bakışlar tutsak kalmış camlarda.
Kalabalık içinde en derin kuyulardayız,
Bağlantımız tam lakin, koptuk asıl canlarda.
21/1/2026 Necati KONAKCI
YAZARIN DİĞER YAZILARI