Türkiye’de futbol, artık yeşil sahada oynanan bir oyun değil; beceriksiz yönetimlerin, kirli pazarlıkların ve fanatizimle uyuşturulmuş kitlelerin sahnelediği trajikomik bir tiyatrodur. Kimse kendini kandırmasın: Biz futbolu sevmiyoruz, BİZ FUTBOLUN YARATTIĞI NEFRET İKLİMİNDEN BASLENİYORUZ.
CEHALETİN ALKIŞLANDIĞI DÜZEN
Milyarlarca liralık borç batağındaki kulüpler, havaalanlarında “kurtarıcı” diye karşılanan, Avrupa’nın ıskartaya çıkardığı emekli yıldızlar ve her mağlubiyetten sonra “hakem” diye ağlayan başkanlar…
Bu döngü bir hata değil, bir sistemdir. Liyakatin yerini sadakatin, taktiğin yerini hamasetin aldığı bu düzende; başarı tesadüf, başarısızlık ise kaçınılmaz bir kaderdir.
MAĞDURİYET EDEBİYATI: BECERİKSİZLİĞİN KILIFI
Sahada iki pas yapamayan, antrenman bilimiyle bağı kopmuş, fiziksel olarak Avrupa’nın fersah fersah gerisinde kalmış takımların tek sığınağı “operasyon” masallarıdır.
Taraftara sunulan bu sahte düşmanlar, yönetimlerin vizyonsuzluğunu gizleyen en kullanışlı perdedir. Kendi evinin önünü süpürmeyenler, her hafta komşusunun tozundan şikayet ederek kitleleri uyutmaya devam ediyor.
GENÇLİĞİN KATİLİ BİR SİSTEM
Altyapı tesislerini birer “tabela binası” haline getiren, kendi evladına güvenmek yerine dışarıdan gelen fason futbolculara milyon dolarlar saçan bu zihniyet, Türk futbolunun katilidir. Biz aslında golleri değil, bu ülkenin yetenekli çocuklarının geleceğini gol olarak filelere gönderiyoruz.
SON PERDE
Türk futbolu bugün yoğun bakımdadır ve bu hastayı iyileştirecek olan şey “yeni bir transfer” ya da “yabancı hakem” değildir. Bu hastayı kurtaracak olan tek şey; aynaya bakma cesaretidir.
Ya bu yalan rüzgarıyla dibe vurmaya devam edeceğiz ya da bu çürümüş yapıyı temelinden yıkıp yeniden inşa edeceğiz.
Şu an tribünlerden duyulan ses, taraftarın coşkusu değil; bir futbol ekolünün son nefesidir.
SAHANIN İFLASI
Milyon dolarlar uçar, duman olur havada,
Emekli yıldız parlar, sönük kalır sahada.
Altyapı tozlu bir raf, unutulmuş bir köşe,
Bizde futbol kavgadır, ne huzur var ne neşe.
Başkan bağırır durur, “hakkımız yendi!” diye,
Beceriksizlik örtülür, hakem sanki hediye.
Taktik yok, idman yalan; hamaset diz boyu,
Kendi evladına kapalı, elin oğluna kuyu.
Tribünde öfke birikir, sahada bitkin ayaklar,
Yalan rüzgarıyla döner, o paslı oyuncaklar.
Gelecek çalınırken bir “uçak inişiyle”,
Futbol can çekişiyor, cehaletin işiyle.
22/2/2026 / Necati KONAKCI
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
NECATİ KONAKCI
CAN ÇEKİŞEN FUTBOL TİYATROSU
Türkiye’de futbol, artık yeşil sahada oynanan bir oyun değil; beceriksiz yönetimlerin, kirli pazarlıkların ve fanatizimle uyuşturulmuş kitlelerin sahnelediği trajikomik bir tiyatrodur. Kimse kendini kandırmasın: Biz futbolu sevmiyoruz, BİZ FUTBOLUN YARATTIĞI NEFRET İKLİMİNDEN BASLENİYORUZ.
CEHALETİN ALKIŞLANDIĞI DÜZEN
Milyarlarca liralık borç batağındaki kulüpler, havaalanlarında “kurtarıcı” diye karşılanan, Avrupa’nın ıskartaya çıkardığı emekli yıldızlar ve her mağlubiyetten sonra “hakem” diye ağlayan başkanlar…
Bu döngü bir hata değil, bir sistemdir. Liyakatin yerini sadakatin, taktiğin yerini hamasetin aldığı bu düzende; başarı tesadüf, başarısızlık ise kaçınılmaz bir kaderdir.
MAĞDURİYET EDEBİYATI: BECERİKSİZLİĞİN KILIFI
Sahada iki pas yapamayan, antrenman bilimiyle bağı kopmuş, fiziksel olarak Avrupa’nın fersah fersah gerisinde kalmış takımların tek sığınağı “operasyon” masallarıdır.
Taraftara sunulan bu sahte düşmanlar, yönetimlerin vizyonsuzluğunu gizleyen en kullanışlı perdedir. Kendi evinin önünü süpürmeyenler, her hafta komşusunun tozundan şikayet ederek kitleleri uyutmaya devam ediyor.
GENÇLİĞİN KATİLİ BİR SİSTEM
Altyapı tesislerini birer “tabela binası” haline getiren, kendi evladına güvenmek yerine dışarıdan gelen fason futbolculara milyon dolarlar saçan bu zihniyet, Türk futbolunun katilidir. Biz aslında golleri değil, bu ülkenin yetenekli çocuklarının geleceğini gol olarak filelere gönderiyoruz.
SON PERDE
Türk futbolu bugün yoğun bakımdadır ve bu hastayı iyileştirecek olan şey “yeni bir transfer” ya da “yabancı hakem” değildir. Bu hastayı kurtaracak olan tek şey; aynaya bakma cesaretidir.
Ya bu yalan rüzgarıyla dibe vurmaya devam edeceğiz ya da bu çürümüş yapıyı temelinden yıkıp yeniden inşa edeceğiz.
Şu an tribünlerden duyulan ses, taraftarın coşkusu değil; bir futbol ekolünün son nefesidir.
SAHANIN İFLASI
Milyon dolarlar uçar, duman olur havada,
Emekli yıldız parlar, sönük kalır sahada.
Altyapı tozlu bir raf, unutulmuş bir köşe,
Bizde futbol kavgadır, ne huzur var ne neşe.
Başkan bağırır durur, “hakkımız yendi!” diye,
Beceriksizlik örtülür, hakem sanki hediye.
Taktik yok, idman yalan; hamaset diz boyu,
Kendi evladına kapalı, elin oğluna kuyu.
Tribünde öfke birikir, sahada bitkin ayaklar,
Yalan rüzgarıyla döner, o paslı oyuncaklar.
Gelecek çalınırken bir “uçak inişiyle”,
Futbol can çekişiyor, cehaletin işiyle.
22/2/2026 / Necati KONAKCI
YAZARIN DİĞER YAZILARI