19 Şubat 2018 Pazartesi

Bizim Gazete

EL İNSAF!.. BU NASIL BİR VİCDAN

Selim Uysal

Selim Uysal

E-Posta : selimuysal41@hotmail.com

 Geçtiğimiz hafta küçük bir sağlık problemi nedeniyle Kocaeli Üniversite Hastanesi’ne gitmiştim.

Bu hastaneye giderken veya hastaneden dönerken, yüzde doksanı öğrenci olmak kaydıyla geçen araçlara el eden kardeşlerimizi görür ve mümkün olabildiğince aracıma almaya gayret ederim.

Bu seferde yine öyle yaptım.

Hastane gidişinde aracıma üç öğrenci aldım.

Tanışarak, hoş sohbet ederek, gençlerimizi gidecekleri yere kadar götürdüm.

Hastanedeki işimi tamamladıktan sonra dönüş yoluna geçtim.

Her halde minibüs veya otobüsün hareket zamanına gelmişim ki; yurtların önünde el eden öğrenci göremedim.

Yoluma devam ettim.

Taa ki Erenler yokuşuna kadar.

Takriben otuz beş, kırk yaşları civarı bir bey kardeşimiz önümüzdeki otobüs durağına on – onbeş metre kala el kaldırdı.

Yokuş aşağıya inişte olduğum için ya kardeşimiz elini geç kaldırdı, ya da ben geç fark ettim.

Ama sonunda otobüs durağında durabildim.

Kardeşimiz koşa koşa geldi ve selamını vererek araca bindi.

Koltuğuna oturduktan sonra elimi uzattım ve “Hoş geldin kardeşim, çarşıya kadar gidiyorum oraya kadar sizi götürürüm” dedim.

Teşekkür etti, ancak hiç yüzünü bana doğru çevirmiyor du.

Gayri ihtiyari eğildim ve baktım.

Birde ne göreyim.

Genç kardeşimizin gözlerinden yaşlar süzülüyor.

Kardeşimizi teselli etmek veya yardımcı olabilmek adına hemen sordum.

“Kardeşim bir rahatsızlığınız mı var, isterseniz önce hastaneye götüreyim” dedim.

Teşekkür ederek, “bir rahatsızlığım yok ağabey, kendi durumuma içerledim onun için biraz gözlerim doldu. Kusuruma bakma ağabey” dedi.

Daha da meraklanmıştım.

“Anlat kardeşim, elimden gelen bir şey olursa yardımcı olayım” dedim.

Genç kardeşimiz, boğuk bir sesle, boğazı düğümlenircesine “İnsanlığımız bitmiş bizim ağabey” dedi.

“Tam bir saati aşkın bir süredir burada bekliyorum, bu süre zarfında üç tane minibüs geçti. Utancımdan sıkıla sıkala “Abi param yok beni aşağıya kadar götürebilir misin” dedim. İnan hepside yüzüme bile bakmadan beni araçlarından aşağıya indirdiler. Takatim kalmamıştı. Şayet sizde durmasaydınız. Orada yığılıp kalacaktım sanki.”

Bende kardeşimizi biraz rahatlatmak adına, “Üzülme kardeşim, bizim insanımız yardımseverdir.  Belki sana öyle denk gelmiştir” dedim.

Hala yüzüme bakmıyordu.

Biraz daha rahatlatmak adına sorular soruyor, ona derdini bir nebze olsun unutturmaya çalışıyordum.

“Nerelisin kardeşim, burada ne arıyorsun” dedim.

Gözleri yerde, başını hiç çevirmeden anlatmaya başladı.

“Ağabey Kırşehirliyim. Adım İ…. Mutlu. Derince’de oturuyorum. İşsizim. Ellerinizden öper, bir tane evladım var. İlkokula gidiyor. Düşkünlükten bir haftadır, çocuğumu bile okula gönderemiyorum.  Gece eşimle durumumuzu gözden geçirip, İzmit’te daha kolay işi bulabileceğim düşüncesiyle sabah “Bismillah” diyerek evimden çıktım. Hasbelkader yarı otostop, yarı yürüyerek heykel durağına kadar gelebildim. Önce buralarda iş için biraz dolaştım. Birkaç kişi, beni aldığınız yerdeki inşaatlara gitmemi ve orada iş bulabileceğimi ilettiler. Bende yine yürüyerek buraya kadar geldim. Vasıfsız eleman olduğum için ne yazık ki hiç birisinden olumlu cevap alamadım. Açlıktan başım dönmeye başlamıştı. Daha fazla dayanamayacağımdan geri dönüş yoluna geçtim. İş ve İşçi Bulma Kurumuna da uğrayıp evime dönmeye çalışacağım” dedi.

Dinledikçe nutkum tutuluyordu.  Bir yandan da üzüntümü kardeşimize belli etmek istemiyordum.

“Kardeşim, Kaymakamlığa, Sosyal yardımlaşmaya başvurmadın mı? Oradan yardım almıyor musun?” dedim.

“Gittim ağabey, oraya da gittim. Ne yazık ki şu ana kadar bir cevap yok. Başvurum için beklememi ilettiler. Şu anda hiçbir yardım almıyorum” dedi.

İş ve İşçi Bulma Kurumu’nun önüne kadar gelmiştik.

“Kardeşimize, biraz işim olduğunu ve İşkur’da işi bittikten sonra beni aşağıdaki durakta beklemesini rica ettim. “Ben seni Derince’ye kadar götürürüm” dedim.

Cevapsız bırakarak, ağlayan gözlerle Teşekkür ederek hızla araçtan indi.

Bir daha da göremedim.

Yüce Allah, bu genç kardeşimize de bu durumda olanlara da yardımcı olsun.

Şimdi gelelim Madalyonun diğer yüzüne;

Bir haftadır böyle bir halet-i ruhiye içerisinde yaşarken; hiçte beklemediğim bir haber ile tamamen sarsıldım.

Bütün haber programları aynı şeyi söylüyor ve haber programlarının manşet haberi yapıyorlardı.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’na ait binanın yanlızca ve yalnızca kira gideri 765 bin 143 lira.

Sakın yanlış okumayın;

Bakanlık binasının bir aylık kirası 765 bin 143 lira…

Bu şatafatlı yaşantı bununla da sınırlı değil.

Maliye Bakanlığının açıklamasına göre Cumhurbaşkanlığı köşkü AKSARAY’ın maliyeti 1 milyar 370 milyon lira…

Cumhurbaşkanı'nın aylık ödeneği brüt 39 bin 950 lira.

Milletvekillerinin normal maaşları 13 bin lira düzeyinde.

Emekliliği hak etmiş bulunan milletvekillerinin maaş artı emekli aylığı olmak üzere 20 bin 500 lira

Vekilin emekli aylığı 7 bin 479 lira.

Ne diyelim ülkemiz Hak ve Adaletle yönetiliyor.

Bir tarafta per perişan aile tabloları, diğer tarafta yine bu milletin parasıyla yaşanılan şatafatlar…

Ne diyelim!..

EL İNSAF!..

BU NASIL BİR VİCDAN…

Rabbim hepimize Hz. Ömer (R.A)’in Adaleti ile ülke idare eden yöneticiler nasip etsin…

Allah hepimizin yar ve yardımcısı olsun…

Amin….


10 Kasım 2014 Pazartesi 13:18
Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

KÖRFEZ GÜNDEMİ

Tuğgeneral Dalkıran’dan KOTSİAD’a iade-i ziyaret

Tuğgeneral Dalkıran’dan KOTSİAD’a iade-i ziyaret

Körfez’i yeşiliyle, kültürüyle koruyarak geliştireceğiz

Körfez’i yeşiliyle, kültürüyle koruyarak geliştireceğiz

Körfez’de ulaşım ağı genişliyor

Körfez’de ulaşım ağı genişliyor

İlimtepe Mezarlığı genişletiliyor

İlimtepe Mezarlığı genişletiliyor

Bir saat kulesi de Fatih Mahallesi’ne

Bir saat kulesi de Fatih Mahallesi’ne

Başkan Baran’a ‘Hocalı’ teşekkürü

Başkan Baran’a ‘Hocalı’ teşekkürü

KOCAELİ - HAVA DURUMU

KOCAELI