21 Temmuz 2018 Cumartesi

Bizim Gazete

SEN, SEN OL EY ANADOLU KADINI

Mustafa ERANIL

Mustafa ERANIL

E-Posta : m.eranil@hotmail.com

 

 

 

SEN, SEN OL EY ANADOLU KADINI

 

 

 

Dünya Kadınlar Günü münasebetiyle birçok kurum ve kuruluş, bir takım etkinlikler düzenleyerek, bu özel günü kutlayacaklar. Kimi bir takım sloganlar atacak, kimi bir takım tavsiyeler de bulunacak, kimileri ise nutuk çekecek. Ancak her bir etkinlikte ortak tema, kadının özgürleşmesi yönünde olacak. Özgürleşmek. Kadının özgürleşmesi… Hayatımda nefret ettiğim ve hiçbir zaman kabullenemediğim bir ifade… ‘Kadını özgürleştiriyoruz’ diye yola çıkan bütün zihniyetler, aslında ‘kadını köleleştiriyoruz’ demekten ileriye gidememişlerdir. Bu tür düşünceli insanlar, özgürlüğü, açılmak-saçılmak olarak sunmuşlardır ki, açılan ve saçılan kadını toparlamak bir daha mümkün olmamıştır. ‘Kadını açıp-saçalım, muhteris ve sefih iştahların gözünün önüne koyalım ve ona gönlünce yaşama imkânı verelim’ diyen zihniyet bilmelidir ki o kıymetli cevheri hırsızların, uğursuzların ellerinin yetişeceği yere koymaya çalışıyorlar. Kadınımızın yeri bu değildir. Kadınımızın yeri, sedef kakmalı pırlanta kutularının yeridir ve orada da korunmalıdır.
Bizim kadınımızı özgürleştirme adına yapmadıkları melaneti bırakmayan yabancı güçler aslında muvaffak olmuşlardır. Bu konuda tarih sayfalarında yerini alan önemli bir vakayı yeri gelmişken sizlerle paylaşmak istiyorum.
      1932 yılında, Cumhuriyet Gazetesi tarafından ülkemizde ilk defa bir güzellik yarışması düzenlenir. Bu yarışmayı, Keriman Halis adındaki bir Müslüman-Türk kızı kazanır. Türkiye güzeli seçilen bu bayan, aynı yıl Belçika’nın Spa şehrinde 28 ülkenin katılımı ile gerçekleşen Dünya Güzellik Yarışması’nda ülkemizi temsil eder. Yarışma günü, jüri önünden geçen mayolu kızlar tebessüm ederek, jüriden puan toplamaya çalışırlar. Genç kızlara vermiş oldukları puanları toplamak için solana geçen jüri üyelerine, jüri başkanı tarihi bir konuşma yapar. Derki;
“Sayın Jüri üyeleri, bu gün Avrupa’nın, Hıristiyanlığın zaferini kutluyoruz. 1400 sene dünya üzerinde hâkimiyetini sürdüren İslamiyet artık bitmiştir. Elbette burada, Amerika ve Rusya’nın hakkını inkâr edemeyiz. Neticede bu bir Hıristiyanlığın zaferidir. Bir zamanlar sokağı bile kafes arkasından seyredebilen Müslüman Kadınları’nın temsilcisi, Türk Güzeli Keriman, mayo ile aramızdadır. Bu kızı zaferimizin tacı olarak kabul edeceğiz. Onu kraliçe seçeceğiz. Ondan daha güzeli varmış, yokmuş önemli değil. Bu sene güzellik kraliçesi seçmiyoruz; bu sene Hıristiyanlığın zaferini kutluyoruz. Bir zamanlar Fransa’da oynanan dansa bile müdahale eden Kanuni Sultan Süleyman’ın torunu işte, mayo ve sutyen ile önümüzdedir. Kendini bizlere beğendirmek istemektedir. Biz de bize uyan bu kızı, beğendik. Müslüman-Türk Milleti’nin geleceğinin böyle olması dileği ile Türk Güzeli’ni, Dünya Güzeli seçiyoruz. Fakat kadehlerimizi Avrupa Hıristiyanlığı’nın zaferi için kaldıracağız.”

 

Evet bizim için önemli, önemli olduğu kadar da acı olan itiraf karşısında hala ‘ben, kimim, neyim, nereden geldim, nereye gidiyorum, dedem kim?’ diye kendini hesaba çekmeyen, yırtık yırtık dolaşan, şehvetli bakışan, evinden başka yeri hane bilen, aileyi bir gaile, çocukları çekilmez bir dert gören insanlar ne zaman kendine gelecek?
Avrupalılaşmak için, bet beniz sararmış, gözlerinin altı morarmış, sarsak, çarpık, titrek, başlamadan bitmiş, bitmeden tükenmiş gençler ne zaman kendilerini frenleyecekler acaba?
Sokaklarımız, ağızları rakı, ayakları ter, donları pislik kokan insanlarla doldu.
Bu mu kadının özgürleşmesi? Bu mu kadının güzelleşmesi? Bu mu kadının toplum hayatında ki yeri?
Özgürleşme sevdasına düşürülen ey insan! Senin önüne sürülen ve sana ‘bal’ diye ikram edilen o tatlı hayat, aslında ‘balın içine zehir’ katılmış bir hayattır. Yerken ve yaşarken bunu fark edemezsin. Etkisi sonra ortaya çıkar. O zaman başlarsın feryad-u figana..Ama iş işten geçmiş olur. Bunun içindir ki yaşantına ve hayatına dikkat et. Olman gereken yerde ol… Sadece eşinin kadını, evladının anası ol… Başkasının değil…

 

Sen ki anasın, Fatihleri doğuran…Sen ki mücahidesin, Kara Fatma olan…Sen ki, âlimsin, ilim-irfan ile yoğrulan… Kendine Gel!... Ey Anadolu kadını!.. Başımızın tacısın sen.

 

Gönlümüzün miracısın sen… Anasın-bacısın sen…Kendine Gel!.. Ey Anadolu kadını!..


03 Mart 2013 Pazar 13:34
Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • tebrikler

    Misafir 04 Mart 2013 16:14 selam kardeşim. her zamanki gibi yazıların harika ve anlamlı. zaten tüm yorumlarını okuyor ve destekliyorum. saygılarımla.. Birol UYGUR / Gazeteci

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

KÖRFEZ GÜNDEMİ

Otobüs duraklarına güneş enerjisi ile aydınlatma

Otobüs duraklarına güneş enerjisi ile aydınlatma

Körfez’i en iyi onlar bildi

Körfez’i en iyi onlar bildi

KTO'dan, Körfez Kent Konseyine İade-i Ziyaret

KTO'dan, Körfez Kent Konseyine İade-i Ziyaret

Körfez rengarenk oldu

Körfez rengarenk oldu

Körfez’de ‘teşekkür’ turu devam ediyor

Körfez’de ‘teşekkür’ turu devam ediyor

Körfez'de dereler temizleniyor

Körfez'de dereler temizleniyor

KOCAELİ - HAVA DURUMU

KOCAELI