17 Ocak 2018 Çarşamba

Bizim Gazete

EY KENDİNİ BİLMEZ İNSAN…!

Mustafa ERANIL

Mustafa ERANIL

E-Posta : m.eranil@hotmail.com

        EY KENDİNİ BİLMEZ İNSAN…!

Ömür denen sermayeden bir gün daha gitmişti... Günün yorgunluğu vardı üzerimde… İş yerinin kapısını kilitledim, eve doğru yola koyuldum… Her zaman ki gibi yine aynı fırına uğradım… Ekmek alacaktım… İçeri girdiğimde, tezgâhın başında bulunan fırın görevlisi ile yanında 5-6 yaşlarında çocuğu buluna bir bayan konuşuyorlardı… İstemeyerek kulak misafiri oldum… Keşke olmasaydım… Kahroldum… Mahfvoldum… Kadın, fırın görevlisine, ‘Gerçekten beş kuruş param yok.  İki ekmek verir misin? Param olunca getiririm…” diye neredeyse yalvarıyordu. Fırındaki görevli ise, ekmeği verme konusunda tereddüt geçiriyor, asık bir yüz ifadesiyle kadına tavır yapıyordu. Bir süre sonra kadına ekmeği verdi.  Kadın, ‘Günü kurtardık… Bu günde aç kalmayacağız’ dercesine fırladı fırından dışarı… Sevinçliydi… Ama bende ki hüzün, bendeki beni sorgulama hala geçmemişti.  Bu gün, bu çağda, böyle insanların varlığını hissetmek, onlarla bu şekilde karşılaşmak gerçekten beni çok ama çok üzmüştü. Ağladım… Çözüm müydü ağlamak bilmem ama ağladım…

İkinci bir acı gerçekle, bu olaydan iki gün sonra karşılaştım… Yine her zaman ki gibi aynı saatlerde eve gidiyordum.  Giderken 4 yaşındaki kızım Aybüke Dila’ya bir şeyler alayım diye yolumun üzerinde bulunan bir markete uğradım.  Kasiyere parayı ödemek için sıraya girdim. Bir bayan, kasiyerle bir şeylerin hesabını yapıyordu. İstemeyerekte olsa konuşmalarına şahit olmuştum. Baktım iki tane domates, iki tane salatalık ve iki tane biber almış… Kilo değil, tane bunlar… Bu aldıklarının ne kadar tuttuğunu sordu kasiyere… Kasiyer ölçü-tartıdan sonra, ‘ 2 lira 20 Kuruş tuttu’ dedi. Kadın, ‘ O zaman biber kalsın’ dedi… Biberi geri iade etti.  Biberi iade ettikten sonraki hesap1 lira 60 Kuruş tutmuştu. Bu parayı ödeyen kadın kasiyere tekrar döndü: ‘Bana 40 kuruşlukta biber verebilir misin?” dedi. Bu olay gözlerimin önünde cereyan ediyordu. Kasiyerin yanında sırada beklediğimi gören kadın, “özür dilerim… Ne yapayım… Yarın ki kahvaltımız. Üç çocuk var. Ancak bu kadara gücüm yetiyor..” dedi… Bu cümleler karşısında dilim tutuldu… Titreme geldi bedenime… Gözümden akan yaş, çağlayanı andırıyordu… Belli etmemek mümkün değildi… Alış-verişi bitirmiş olmama rağmen, bir şeyler almak bahanesiyle tekrar marketin içine yöneldim… Ağladım… Çözüm değildi ağlamak… Ama, duygularıma gem vurmakta, gamsızlığıma işaret olurdu… Ne diyeceğimi bilemedim… Çok ama çok üzüldüm… Hala etkisindeyim…

Bu iki olaya, son bir hafta içinde şahit oldum… Çok ciddi beni etkiledi… Şükrettim halime… ‘Elhamdülillah’ dedim… Aklıma hemen, türlü türlü yemek yiyen, son moda elbise giyen, kendine ‘kodaman’ diyen, kendisinden başka kimseyi görmeyen, hanesindeki zenginlikten başka fakiri asla fark etmeyen, kazandığı servetin esas sahibi olan Mevla’yı tanımayan, her bir öğünde önüne gelen türlü türlü yiyecekler içinde seçim yapmakta zorlanan insanlar geldi aklıma… Belki bize kahretmek ve buğzetmek yakışmaz ama böyle bir hakkım olmuş olsaydı, bu hakkı da gönül rahatlığı ile kullanmak isterdim…

Ey kendini bilmez ve nefs-i emare peşinde koşan insafsız insan… Dön bak etrafına… Bu dünya sana da kalmayacak… Kimler gitmedi ki etrafından… Bir gün sende gideceksin hakiki âleme… Peki ya götürebilecek misin bu servetini oraya? Götüremeyeceksen nedir senin böyle hayata sımsıkı sarılman?  Bak… Gör… Ve ver etrafında ki fakir insanlara kazandıklarından… Ki, yaşanmasın yaşanan o kötü manzaralar… İstemez misin burada kazandıklarınla, ahreti de kazanasın… Ne ehemmiyeti olur burada kazandıklarının? Giderken bir kefen değil mi senle beraber olacak dünya malı?  Kıymetli olan en önemli eser, senin burada yaptığın hayırlı işler olacaktır. Gerisi hikâye… Hani diyor ya; Şair-i azam:

Mal sahibi, mülk sahibi

Hani bunun ilk sahibi?

Sahi neredeler mallarıyla her şeyi alabileceklerini zannedenler? Nerede Firavun, nerede Karun? Nere de Sakıp Sabancı? Nerede Vehbi Koç? Ne dersin…

“Mal, mülk, şan, şöhret, makam, altın, yakut

Bunların hepsi insanoğluna olmuş birer put”

 

       


24 Mart 2013 Pazar 13:05
Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

KÖRFEZ GÜNDEMİ

Körfez’de 2018’in ilk meclisi yapıldı

Körfez’de 2018’in ilk meclisi yapıldı

Kanallar temizleniyor

Kanallar temizleniyor

Sarmaşık Dere’ye araç geçiş köprüsü

Sarmaşık Dere’ye araç geçiş köprüsü

Hereke sahilindeki otopark genişletildi

Hereke sahilindeki otopark genişletildi

Körfez Savcılığından Dev Holdinge Operasyon

Milliyet ve Hürriyet gazetesinin haberine göre Kocaeli Körfez Cumhuriyet Başsavcılığı yürüttüğü akaryakıt

Söğüt’ten Baran’a ilk ziyaret

Baran : Teşkilatlarımızın fikri bizler için önemlidir

KOCAELİ - HAVA DURUMU

KOCAELI