18 Ocak 2020 Cumartesi

BİZİM GAZETE

AVANS İSTEDİ AMA!..

Mustafa ERANIL

Mustafa ERANIL

E-Posta : m.eranil@hotmail.com

Meslektaşımızdı.

Çalışkan; dürüst bir kişiliğe sahipti.

Mesleğinin hakkını veriyordu.

Evlilik kararı aldı.

Nişanlandı.

Bir süre sonra, düğün yapacaktı.

Tarih belirlendi.

 Artık sayılı günler kalmıştı düğününe.

Masraflı işti, evlilik kurma işleri.

Ailesi de, orta halli bir aileydi.

Çocuklarının  düğününe yeterince katkı sağlayamıyordu.

Genç, kendi kendine düşündü;  'maddi kaynak nereden bulurum' diye.

Çalıştığı kurumun sorumlusuna başvurdu.

'Bana avans ver;  çalışarak öderim' dedi.

Kurumda ki insan, anlamamışta derdini,

'Avans veremem.' dedi;  reddetti gencin bu  isteğini.

Çok ısrar etti genç, avans konusunda.

Müdür, bir kere ' hayır' demişti;başında;

Başladı münakaşa;  sinirler gerildi.

Tabi, her zamanki gibi patron haklıydı.

Ve işine son verdiler, 'Kapı dışarı' dediler.

Kovulduğunu duyan, genç adeta yıkıldı.

Sarsıldı.

Sarardı benzi, yutkundu;  gözleri doldu, sessiz sessiz ağladı.

Gururluydu da.

Çıktı, kurumdan özel eşyalarını dahi almadan.

Gözleri dalgın, bedeni yorgun, düşüncesi derindi.

'Düğünüme sayılı günler kaldı; ne olacak halim' dedi kendi kendine;

Kara kara düşünmeye başladı.

Düşündükçe kafasından bin bir  türlü senaryo geçiriyordu.

Serseri bir mayın gibi, dolaşıyordu ortalıklarda adeta.

Bedeni, çok yorgun, fikirleri durgun, yüzü solgundu.

Düşünceleri karmakarışık; aklı ise firar etmişti.

Sonunda karar verdi;  çok yanlış bir düşünceye yöneldi.

Kendine göre, kurtulacaktı sıkıntıdan, hayallerinden.

'Elveda' diye başlayan bir yazı paylaştı, sosyal medyadan.

Sadece iki satırdı:

'Sizin olsun avans, sizin olsun dünya; affet beni, elveda'

İki satırlık bu yazı; derin hüzünleri barındırıyordu içerisinde.

Okuyunca bu yazıyı;  anladım ki bu meslektaşımızın bir derdi vardı.

Aradım kendisini.

Konuşmak istemedi.

Israr ettim;

Anlattı:

'Düğünüm var, işten kovuldum' dedi, kararının verdiğini söyledi.

Bir şeyler yapmam gerekiyordu.

'Neredesin' dedim kendisine;

Evinde olduğunu söyledi.

Büyük bir sorumluluk altına girmiştim.

Hem de çok büyük.

'İnsanı kurtaracaktım'

'Kardeşim. Hemen dışarı çık. Sokakta dolaş. İlk gördüğün bedensel veya zihinsel engelli biriyle muhabbet et.  O zaman ne kadar torpilli yaratıldığını fark edeceksin'  dedim, yarım saate yakın kendisiyle telefonda sohbet ettim.

İkna ettim.

Dışarı çıktı genç; bir süre sonra iki ayağı olmayan, ellerini kullanarak dolaşan, köşe başında başkalarının yardımına muhtaç bir vatandaş ile  karşılaşarak; sohbet ediyor. Sohbet uzadıkça, gencin duyguları sadeleşiyor; daha mantıklı düşünmeye başlıyor; bir yandan da 'iki damla gözyaşı' süzülüyor yanaklarından.

Sohbet sonrasında, cebinde bulunan en son 10 lirayı,  bu kişiye 'yardım' düşüncesi ile vererek, elini sıkıyor ve ayrılıyor yanından.

Engelli kişinin bu durumu ve  sohbeti; gencin aklını başına getiriyor.

Duygularının esiri değil, aklının kararını dinliyor.

 Bu durum sonrasında; 'Tutan elim, gören gözüm, yürüyen ayağım, düşünen aklım var' diye düşünen  genç, adeta  hayata 'elveda' değil, 'merhaba' diyor yeniden.

'Olduğu kadar, olmadığı kader' diyor; sarılıyor sımsıkı hayatın ipine.

Ve..

Düğünü oldu.

Yeni iş buldu.

Üstelik iki tane de çocuğu oldu.

Mutluluk.

Bu kardeşimizin oldu.

Unutulmamalıdır ki;

'Her olumsuz şey, mutlak suretle olumsuz değildir.

Bir kapı kapanıyorsa; diğer kapı açılacaktır.

Yeter ki, biz kendimiz olalım.

Yeter ki Allah'ın verdiği 'akıl' nimetini;

En iyi şekilde kullanalım.

'Pes' etmek değil, 'Mücadele' etmek kazandırır.

Kaybedenler,  'işim artık bitti' diyenlerdir.

Kazananlar ise, 'kazanacağım' diyerek; sorunlardan kaçmayan; yılmayı bünyesinde barındırmayan;  'sabrı' ve 'metaneti' kendine düstur edinenlerdir.

Yine unutulmamalıdır ki;

'İnanmak', 'sabır göstermek', başarının yegane anahtarıdır.

Bu gün var olan bir çok olumsuz şey; aslında insana birer nasihattir.

Tıpkı bu yaşanmış olayda ki 'bedensel engelli insanın' durumunun, bu gence örnek olması gibi.

Genç, engelliden nasihatini aldı.

Avans düğününe katkı sağlayacaktı;  nasihat ise hayatını kurtardı.

Kabul edilmelidir ki, derdi olmayan insan yoktur; bu yüzden en büyük dertli insanlar ' derdim yok' diyenlerdir.

Bu yüzden 'derdim var' diyerek bunalım takılıp, kolayı seçme yerine;

Mevlana'nın şu sözü küpe olmalı herkesin kulağına:

'Derdimi dinledim, derdimden iğrendim. Onun derdini gördüm, derdime imrendim..'

İşte nasihat.

İşte son söz.

 


28 Temmuz 2019 Pazar 15:34
Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

KÖRFEZ GÜNDEMİ

İlimtepe yolu asfaltlandı

Büyükşehir Belediyesi, Körfez ilçesi Hacı Osman ve İlimtepe Mahalleleri arasındaki, Nihal Atsız Caddesi ve

Başkan Söğüt, “Daima iş birliği içinde olacağız”

Körfez Belediye Başkanı Şener Söğüt, İl Jandarma Komutanı Albay Osman Aslan'ı ziyaret etti.

Körfez Şehitliği bakıma alındı

Körfez Belediyesi tarafından Asri Mezarlık içerisinde bulunan şehitlik bakıma alındı. Genel temizliği yapılan

Körfez’de yılın ilk meclisi yapıldı

Körfez Belediyesi’nde 2020 yılının ilk meclis toplantısı gerçekleştirildi. 14 gündem maddesinin

Başkan Söğüt, Yıldız’ı ağırladı

Körfez Belediye Başkanı Şener Söğüt, CHP’nin yeni Körfez İlçe Başkanı Bülent Yıldız ve meclis

Ölçü ve tartı aletleri beyan işlemleri başladı

Körfez Belediyesi, esnafın kullanmış olduğu ölçü ve tartı aletlerinin kontrol ve muayenesi için bildirim

KOCAELİ - HAVA DURUMU

KOCAELI
Reklam Alanı bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort şişli escort escort istanbul yeni escort escort bayan ataşehir escort mecidiyeköy escort beylikdüzü escort sakarya escort kocaeli escort escort bayan bodrum bodrum bayan escort