19 Şubat 2018 Pazartesi

Bizim Gazete

AK PARTİLİLERE DÜŞEN GÖREV!..

Mustafa ERANIL

Mustafa ERANIL

E-Posta : m.eranil@hotmail.com

AK PARTİLİLERE DÜŞEN GÖREV!..

Bu gün,  Ak Parti’ye gönül vermiş insanlara önemli görevler düşüyor. Çünkü ateş değil bacayı, evin tamamını sardı. Bu yangın sadece evi değil, bütün mahalleyi, beldeyi ve kısaca ülkemizi yakmaya başlamıştır. Bu yangını söndürmek, Ak Parti’nin ‘yiğit’ insanlarının bir insanlık borcudur. Yapılan haksızlığa ‘dur’ demek, yanlış yönlendirilen liderlerini doğru yöne sevk etmek, emin olun siz ‘yiğit’ ve bir o kadarda ‘mert’  insanlara düşüyor. Ne mi yapacaksınız?  Bu ‘yiğit’ ve ‘mert’ insanların konumu ne olursa olsun, doğruları söylemekten kaçınmamaları gerekir. Kendi içlerinde yapmış oldukları her bir toplantıda, ‘Biz cemaati karşımıza almakla yanlış yaptık. Görevi sadece Allah rızasını kazanmak olan bu insanların gönlünü kırdık. Başbakanımız, artık yangına dur demeli, danışmanlarının yanlış yönlendirmelerinden kendini kurtarmalıdır’ demelidirler. Seslerini her bir toplantıda yükseltmelidirler. Hak için, hakikati dillendirmelidirler. Bilmelidirler ki, Allah için yapacakları, söyleyecekleri, tavır sergileyecekleri her bir hareket, emin olun kendilerine çok önemli şeyler kazandıracaklardır. Her şeyden önce de ‘onur’ ve ‘güven’ kazandıracaktır. Bu kazanç ise, bütün kazançlardan çok daha önemli ve ehemmiyetlidir. Kazananlar tarafında olmaya ne dersiniz?

        AK PARTİLİ BİR YÖNETİCİ DEDİ Kİ!..

Önceki gündü. Hizmet hareketinin dershanesine çocuğunu götüren bir Ak Partili yönetici ile karşılaştım. Ayaküstü sohbet ettik. Kendisine, ‘Başbakan çocuklarınızı dershaneye göndermeyin’ diye çağrı yaptı, bu camiayı ‘çete’ olarak nitelendirdi. Şimdi siz çocuğunuzu, başbakanınızın  ‘çete’ olarak nitelendirdiği bir camianın dershanesine götürüyorsunuz. Şimdi siz çocuğunuzu çeteye emanet etmiş olmuyor musunuz? Diye sordum” Gözlerime baktı. Kaşlarını çattı. Ve aynen şu cevabı verdi:

        ‘Mustafa Bey!.. Herkes işine baksın!..Biz, bu camiadan daha güvenli hiçbir kimseyi görmüyoruz ve tanımıyoruz. Ben söylenenlere değil, yapılanlara bakarım. Dünya takdir ediyor, bırakın takdir etmeyenler etmesin. Diğer çocuklarım da bu dershanelerde okudu, bu da burada okuyacak. Herkesi de buralara yönlendireceğim!..’ dedi.

        Başbakanın gözündeki hizmete, kendi içindekiler ‘hakikate gözlerini kapamamış hakiki dost insanlar’ böyle bakıyor!.. Hak çerçevesinden bakanlar, hakikati görüyor. Talihsizlik, görmeyen insanların gözlerindedir!.. Hakikati gören gözlere, gönüllere ne mutlu!.. Ne mutlu ki, ülkemizde var olan şer güçler ekarşı amansızca mücadele eden bir BAŞBAKAN'IMIZ VAR... Ama başbakanı çıkmış olduğu bu kutlu yolda yalnız bırakan ve sırf başbakanın var olduğu ortamdan nemalanmak isteyen kötü niyetli insanlarda var. Keşke başbakanımızı anlayabilselerdi... Keşke başbakanımızın şer düşünceler dediği kişileri bu millet anlayabilseydi.. O zaman ülkemizde güneş daha güzel doğmaz mıydı?

     

 

LİDER, İŞTE BÖYLE OLUR!

Tarihin derinliklerinde, şanlı bir geçmişimiz var. Geçmişimizle övünürken, geçmişteki insanlar gibi yaşamayı arzu etmeyen bir topluluk haline geldik bu gün maalesef. Şu kutsal topraklar üzerinde yaşadığı halde hangimiz ve bir Fatih Sultan Mehmet Han Hazretleri’ni dualarla yaad etmeyiz ki… Tarihin derinliklerinde, tarihin akışını değiştiren, Peygamberimizin övgüsüne mazhar olan, İstanbul’un feth eden büyük komutan… Komutanlığının yanında, adaleti, yaşantısı, düşüncesi en mükemmel insan… Bir o kadarda halktan, bir o kadarda adil, bir o kadarda enaniyet duygusundan kendini soyutlamış büyük insan… Çağ açıp-çağ kapatan komutan-ı azam… Ruhumuz, canımız, her şeyimiz feda olsun bu yiğit ve güzel insana…

Herkes, ‘takdir’ etmeye geldiği zaman mangalda kül bırakmıyor, ‘taklit’ et dediğimiz zaman, kaçacak nefsi bahaneler arıyor.

Bu gün bizi yönetenler, bu komutanların milyonda birini kendilerine örnek alsalar, yaşadığımız onca sıkıntı emin olun yaşanmaz.

Fatih Sultan Mehmet Han hazretleri’nin başından geçen ibretlik bir vakıa, bu gün yolsuzluk ve rüşvet olaylarında ‘kilit isim’ olan insanlara örnek olması gerekir. Cumhuriyet tarihinin en büyük yolsuzluk ve rüşvet olayı yaşanırken, bu olayı çeşitli yerlere çekerek adeta hırsız ve kötü ahlak sahibi insanları korumaya kalkan devlet-i aliye’nin başındaki insanlar, inşallah Fatih Sultan Mehmet’in şu ibretlik yaşantısından az bir ders çıkarırlar:

Fatih Sultan Mehmet, yeni yaptıracağı caminin inşasında kullanılacak iki mermer sütunu Sinan Atik isimli Rum mimara teslim eder. Mimar, bu sütunları üçer arşın kesip kısaltır. Fatih de buna sinirlenerek mimarın elini kestirir. Mimar Sinan—ı Atik, padişah aleyhine dava açar. Fakat ne Galata ne de Eyüp kadılığı padişahı yargılamayı göze alamaz. Mimarın şikâyetini Üsküdar Kadısı Hızır Bey kabul eder ve davayı açar. Mahkemeye celb edilen büyük padişah, başköşeye geçmek istediyse de davacıyla birlikte mahkeme huzurunda ayakta bekletilir. Yargılama sonunda, padişah suçlu bulunur. Ceza olarak mimara yapılan haksızlığın aynısının tatbik edilmesine, yani padişahın elinin kesilmesine karar verilir. Rum mimar, mahkemenin verdiği bu büyük karar karşısında şaşkına döner ve davasından feragat eder. Mimar kısası istemediği için, Fatih, günde on altın tazminata mahkûm olur ve hatta kısastan kurtulduğu için, bu tazminatı kendiliğinden yirmi altına çıkarır. Böylece padişahın eli kesilmekten kurtulur.

Evliya Çelebi’nin aktardığına göre, mahkemenin kararından sonra Fatih çıkardığı demir sopayı kadıya göstererek; “Eğer sen Allah’ın hükmünü uygulamayıp, elimi kesmeye beni mahkum etmeseydin bununla senin başını paramparça ederdim” der. Kadı Hızır Bey Çelebi de sakladığı kamayı çıkararak cevap verir; “Sen de benim hükmümü kabul etmeseydin, ben de bununla seni delik—deşik ederdim.”

İşte hayat, işte yaşantı, işte devlet reisi, işte devlet idaresinde ki kişilerin tutum ve davranışları…

Hal böyle olunca, çağ açıp-çağ kapamak elbette nasip olur. Bu gün, bırakın bir devlet reisini yargılamayı, devlet başkanının oğluna ‘aman bir şey olmasın’ diyerek, ülke menfaatlerini hiçe sayıyor, adaletten kaçmak için yapılmadık manevralar bırakılmıyor, savcılar yerinden gönderiliyor, emniyet teşkilatı darmadağın ediliyor; kişiye veya koltuklarını koruma adına kanunlar yapılıyor. Olayı sulandırma adına , ‘dış güçler’ , ‘çete’ gibi çeşitli bahaneler üretilmeye çalışılıyor. Her şeyden önemlisi de,  gönüllerde sevgi köprüsü kurmak için çalışan, Allah’ın yolundan başka yol, Allah’ın davasından başka dava tanımayan ‘gönül erlerini’, ‘dertli insanları’, ‘muhabbet fedailerini’, ‘Asra Gülen adamları’ çeşitli ithamlarla suçlama pervasızlığı gösteriliyor. ‘Çete’ deniliyor, ‘örgüt’ deniliyor, adeta ‘Allah Dostu’ insanın kolu kanadı kırılmak isteniyor. Heyhattt!.. Bilmiyorlar ki, Allah yolundan gidenin dostu, Allah’ın hakiki kullarıdır… Gidilen yol ne kadar sıkıntılı olsa da, yapılan zulüm ne kadar şedit olsa da, bu insanlar ne davasından vaz geçer; ne de dünyalık düşünen insanlar, bu insanlara zarar verebilir… Göreceksiniz, göreceğiz…

 


12 Ocak 2014 Pazar 17:04
Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • İTİRAZ

    Misafir 15 Ocak 2014 12:06 YAZINIZI OKUDUM SİZLERİN GÖZÜNÜZ VE GÖNLÜNÜZ MÜHÜRLENMİŞ. SADECE ŞUNU SORUYORUM. SİZİN HOCA EFNDİNİZ İN BEDDUASINI ACIKLAYIN YETER GERSİ HALLOLUR

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

KÖRFEZ GÜNDEMİ

Tuğgeneral Dalkıran’dan KOTSİAD’a iade-i ziyaret

Tuğgeneral Dalkıran’dan KOTSİAD’a iade-i ziyaret

Körfez’i yeşiliyle, kültürüyle koruyarak geliştireceğiz

Körfez’i yeşiliyle, kültürüyle koruyarak geliştireceğiz

Körfez’de ulaşım ağı genişliyor

Körfez’de ulaşım ağı genişliyor

İlimtepe Mezarlığı genişletiliyor

İlimtepe Mezarlığı genişletiliyor

Bir saat kulesi de Fatih Mahallesi’ne

Bir saat kulesi de Fatih Mahallesi’ne

Başkan Baran’a ‘Hocalı’ teşekkürü

Başkan Baran’a ‘Hocalı’ teşekkürü

KOCAELİ - HAVA DURUMU

KOCAELI