23 Mayıs 2018 Çarşamba

Bizim Gazete

7.Yıl ‘ELEVDA’; 8. Yıl ‘MERHABA’

Mustafa ERANIL

Mustafa ERANIL

E-Posta : m.eranil@hotmail.com

 

Hep diyorlar ki bize,  sus-sus-sus!..

Nasıl susarım, varken bunca namussuz!

 

 

         7.Yıl ‘ELEVDA’; 8. Yıl ‘MERHABA’

 

         15 Ağustos 2006 Salı günüydü.

         Gazetemizin ilk sayısını çıkarmıştık.

         Mutluyduk.

         Onurluyduk.

         Gururluyduk.

         İlk sayımıza dakikalarca baktık.

         Bir arkadaşımız ‘hadi hayırlı olsun. Bakalım nereye kadar?’ demişti bize.

         Biz de kendisine ‘hayırlı olsun’ temennisinden dolayı teşekkür etmiştik. Diğer düşüncesi için ise ‘görüşürüz’ demiştik.

         Yürüdük.

         Dağları, düz; geceleri, gündüz ederek.

         Ve bu gün 8. yılımızın ilk sayısı ile huzurlarınızdayız.

         Yine onurluyuz.

         Yine gururluyuz.

         Hiç unutmuyorum.

         Gazetemiz yayın hayatına başladıktan bir-iki ay sonrasıydı. Bir yetkili gazetemizin yönetim binasına gelmişti. Hoş-beş sohbetten sonra bize, “Ben sizin bu işi yapacağınıza ilk önce inanmamıştım. Bana, sizinle ilgili çok farlık söylemişlerdi. Birilerinin gazına geldim, size cephe aldım. Yanıldığımı şimdi fark ediyorum. Siz bu işi becerirsiniz..” demişti.

         Evet, bizim hakkımızda ne demediler ki…

         Kimlerden destek aldığımızı iddia etmediler ki.

         Tehditler.

         Teyakkuzlar.

         Mahkemeler.

         Sövmeler.

         Devletin ilgili makamlarını üzerimize göndermeler.

         Bağırmalar.

         Çağırmalar.

         Daha neler neler… Bu ‘neler, neler’ dediğimiz şeyleri burada anlatmaya kalksak, bir yıllık gazetemizin sayıları yetersiz kalır.

         Ancak, biz davamızda kararlıydık.

         Bu yoldan dönmeyi, döneklik bilenlerdeniz.

         Yılmadık.

         Yıkılmadık.

 

         Necip Fazıl Kısakürek’in ifadesiyle, ‘Geçmişe takılmadık, ileride ki hedefe koştuk’

         Biz koşarken, birileri elbette yolumuza diken koyacaktı.

         Konulan dikenleri, gül bildik

         Setleri, düz ettik.

         Çileyi, kaderimiz bildik.

         Geceleri gündüz, yokuşları düz yatık.

         Güzelliğin karşısında kadife, haksızlığın karşısında çelik olduk.

         İftira attılar, ortalığı bir birine kattılar.

         Biz ise ‘…Kervan yürür’ atasözünü kendimize şiar edindik.

         Yılmadık, yıkılmadık, geçmişe ise asla takılmadık.

         Basitleşen insanların seviyesine biz inmedik, onları seviyemize çıkarmaya gayret gösterdik.

         Haksız bir menfaat elde edenlerden olmadık.

         ‘Satın alınmayacak kadar paha biçilemez kalemimiz vardı’ kıymetini bildik. Kalemimizi asla satmadık.

         Neden bizden rahatsız oluyorlardı? Çünkü biz;

         Haksızlıkların karşısında çelik olduk.

         Hak ve adalet ölçüsünde hiçbir eleştiriden kaçınmadık.

         Düzenin düzenbazlarının oyununu bozduk.

         Dönemin döneklerini, deşifre ettik.

         Kasalarını dolduran köşeliklere; engel olmaya çalıştık.

         Ağa-paşa diye, boyun eğmedik hiçbir kimseye.

         Dik durmasını, dik dururken de onurlu kalmasını bildik.

         İtibarımızı sarsacak hiçbir şeye imza atmadık.

         Haksız kazanç sağlayanların karşısına çelik gibi dikilmesini bildik.

         Doğru düşünce, iyi niyetli faaliyet, halisane tavır karşısında ise kadife gibi olduk.

         Yanlış yaptıysak da özür dilemesini bildik.

         İşte bu nedenlerden dolayı bizden rahatsız oldular. Olsunlar. Daha da olacaklar. Çünkü benim şiarım şudur:

 

         ‘YORGANDA ONURSUZCA ÖLECEĞİME, URGANDA ONURLU BİR ŞEKİLDE ÖLÜRÜM’

         İşte budur benim felsefem.

         Bunun yanında bir de şudur benim hayata bakışım:

 

 

         Kula kul olmak için atılmadık meydana,

 

         Yalnız Hakk’a hakikate secde ederiz.

 

         Nasıl girmişse dava sahipleri zindana.

 

         Biliniz ki davamız için bizde gireriz.

 

         Bizim davamız, Hak davasıdır: Vatandır. Millettir. Bayraktır. Bundan başka hiçbir şeyi bilmedik, bilmeyiz. Haykırışımız, marşımız, sevdamız, şiarımız şu odu:

 

        

 

 

 

 

 

         Alnımızın akıyla girdik 8. yılımıza,

         ‘Durmak yok’ koşuyoruz yolumuza.

         Konulan engelleri düz eder, koşarız.

         Hedefe varmak için sel olur, coşarız.

 

         Hep dediler bize,  sus-sus-sus!

         Susulur mu, varken bunca namussuz?

Hak bilmezlerle var mücadelemiz.

Ölsek dahi bu mücadelemizden dönmeyiz.

 

Halkın gazetesidir, BİZİM GAZETE.

Değişmez doğruyu, hiç bir servete.

Bunu böyle bilsin, ‘Körfez’in dayıları’.

Ölürüz, boyun eğmeğiz yine namerde.

 

İşte felsefemiz, işte hedefimiz, işte mücadelemiz budur… Bu mücadeleden ve bu azimli duruştan bir adım geri atmak, bu millete ve kendi bildiğimiz doğrulara karşı olmak demektir.  Bildiğimiz doğrular, ilk önce Mevla terazisinden geçer, sonra halkın nazarından…

Biz biliyor ve inanıyoruz ki, bu gün Körfez’in değil, Kocaeli’nin en önde gelen gazetelerinden biriyiz. Yaptığımız her haber, gündeme getirdiğimiz her bir konu, muhakkak suretle takip edilmekte; yapılması gereken bir şey varsa ilgililer tarafından gereği yerine getirilmektedir.

Ki, buna bütün okuyucularımız şahittir. Hiçbir sayımız yoktur ki, ‘BİZ GÜNDEME GETİRDİK, YETKİLİLER GEREKENİ YAPTI’ diye bir haberlerimiz olmasın… Bundan daha gurur verici, bundan daha güzel bir hizmet olabilir mi?

Biz, kendimizi biliyoruz. Biz, ‘neden çıktığımızı’ biliyoruz. Ve biliyoruz ki, halka hizmet, Hakk’a hizmettir. Bu düşünceye inanan insanı, hangi düşünceye inanan insan engel olabilir ki…

          Bu gazete, Osman Yüksel Serdengeçti’nin dediği gibi, “Vatan-millet-mukaddesat sevdalı’ olanların desteği ile güçlenen bir gazetedir.

         Ve yine biliyoruz ki Körfez bize dar… Bir gün ‘Dar gelen Körfez’den kurtulup, daha geniş kitlelere Allah’ın izniyle ulaşacağız.

         Dedik ya efendim, bizim arkamızda halk var. Bayram öncesiydi. Bir berber okuyucumuz bizi aradı. Bana, ‘esnaflar olarak kendi aramızda bir araya geldik. Size kutlama ilanları topluyoruz…” dedi.  Gerçekten bu teklif beni ağlattı. Böyle bir şey hangi bir gazeteye nasip olur? Sizlere soruyorum.

         Bizi, yıpratmaya çalışan ey beyhude insanlar!.. Can Yücel gibi size cevap veririm lakin terbiyem müsaade etmiyor. Siz hiçbir halt yiyemezsiniz… Çünkü arkamızda halk var halk… Mevla’m, bu halkımızın sayısını artırsın… Mevla’m, bizi, nefsimizle baş başa bırakmasın…

         Sözün özü şudur ki, dayanağı Hakk olan, desteğini halktan alan BİZİM GAZETE, bu şehrin ve bu ülkenin bir değeridir… Bu değerin kıymetini bilen değerli okuyucularımıza da teşekkür ediyorum…

         Dualarınızı esirgemeyin… Hakkınızı helal eden… Sizlerle daha nice yıllara inşallah hep birlikte ‘merhaba’ deriz…AMİN…

 

        

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


18 Ağustos 2013 Pazar 15:35
Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

KÖRFEZ GÜNDEMİ

Hacı Osman, Mimarsinan ve Atalar Mahalle Sakinleri İftarda Bir Araya Geldi

Hacı Osman, Mimarsinan ve Atalar Mahalle Sakinleri İftarda Bir Araya Geldi

RAMAZAN AYI HARCAMALARI ARTTIRDI

RAMAZAN AYI HARCAMALARI ARTTIRDI

Körfez’de 19 Mayıs coşkusu

Körfez’de 19 Mayıs coşkusu

Yavuz Sultan Selim’de bin 500 kişilik iftar

Genci yaşlısı binlerce Körfezli iftar sofrasında buluşuyor… Yavuz Sultan Selim’de bin 500 kişilik iftar

YARIMCA YELKEN KULÜBÜ DİDİM’DE

YARIMCA YELKEN KULÜBÜ DİDİM’DE

Can kaybı olmaması bizleri sevindirdi

Çınar Park Otel’in sahiplerini ziyaret eden Başkan Baran; Can kaybı olmaması bizleri sevindirdi

KOCAELİ - HAVA DURUMU

KOCAELI