17 Ocak 2018 Çarşamba

Bizim Gazete

DİLE KOLAY TAM 12 YIL!..

Mustafa ERANIL

Mustafa ERANIL

E-Posta : m.eranil@hotmail.com


         15 Ağustos 2006 Salı günüydü.

         Gazetemizin ilk sayısıyla halkımızın karşısındaydık.

         Mutluyduk.

         Onurluyduk.

         Gururluyduk.

         İlk sayımıza belki dakikalarca inceledik.

         Bir arkadaşımız ‘hadi hayırlı olsun. Bakalım nereye kadar götüreceksiniz bu kervanı ?’demişti bize.

         Biz de kendisine ‘hayırlı olsun’ temennisinden dolayı teşekkür etmiş; ‘Allah’ın izniyle bu kervan yürüyecek’ demiştik.

         Yürüdük.

         Dağları düz; geceleri, gündüz ederek.

         Ve bu gün 12. yılımızın ilk sayısı ile huzurlarınızdayız.

         Yine onurluyuz.

         Yine gururluyuz.

         Daha dün gibi hatırımdadır;

         Gazetemiz yayın hayatına başladıktan bir-iki ay sonrasıydı. Bir yetkili gazetemizin yönetim binasına gelmişti. Hoş-beş sohbetten sonra bize, “Ben sizin bu işi yapacağınıza ilk önce inanmamıştım. Bana, sizinle ilgili çok farlı şeyler söylemişlerdi. Birilerinin gazına geldim, size cephe aldım. Yanıldığımı şimdi fark ediyorum. Siz bu işi becerirsiniz..” demişti.

         Evet, bizim hakkımızda ne demediler ki;

         Kimlerden destek aldığımızı iddia etmediler ki.

         Tehditler.

         Teyakkuzlar.

         Mahkemeler.

         Sövmeler.

         Devletin ilgili makamlarını üzerimize göndermeler.

         Bağırmalar.

         Çağırmalar.

         Reklam veren firmaları tehdit etmeler...

         Daha neler neler… Bu ‘neler, neler’ dediğimiz şeyleri burada anlatmaya kalksak, inanın onlarca sayı gazete çıkarmam gerekir.

         Ancak, bizim bir davamız vardı.

         İdeallerimiz, hayallerimiz, gerçekleştirmemiz gereken hedeflerimiz vardı.

         Bu ideallerden dönmeyi, döneklik olarak değerlendirdik.

         Yılmadık.

         Yıkılmadık.

 

         Necip Fazıl Kısakürek’in ifadesiyle, ‘Geçmişe takılmadık, ileride ki hedefe koştuk’

         Biz koşarken, birileri elbette yolumuza diken koyacaktı.

         Konulan dikenleri, gül bildik.

         Yolumuza konulan setleri, düz ettik.

         Çileyi, kaderimiz bildik.

         Geceleri gündüz, yokuşları düz yaptık.

         Güzelliklerin  karşısında kadife olmasını bilirken, haksızlığın karşısında da çelik gibi  durmasını, duruşların en kutsalı kabul ettik.

         İftira attılar, ortalığı bir birine kattılar.

         Biz ise ‘…Kervan yürür’ atasözünü kendimize şiar edindik.

Yıldırmak isteyenlere karşı daha ‘cesaretli’, yıkmak isteyenlere karşı doaha ‘mukavemetli’, susturmak isteyenlere karşı daha ‘dirayetli’ olduk.

        Hiç bir zaman basitleşen insanların seviyesine biz inmedik, onları seviyemize çıkarmaya gayret gösterdik.

         Haksız bir menfaat elde edenlerden olmadık. Menfaat için eğilen baş, bükülen bel, susturulan dil asla olmadık.

         ‘Satın alınmayacak kadar paha biçilemez kalemimiz vardı’kıymetini bildik. Kalemimizi asla satmadık.

         ... Ve birileri bizden çok rahatsız oldu, oldular. Çünkü biz;

         Haksızlıkların karşısında çelik olduk.

         Hak ve adalet ölçüsünde hiçbir eleştiriden kaçınmadık.

         Düzenin düzenbazlarının oyununu bozduk.

         Dönemin döneklerini, deşifre ettik.

         Kasalarını dolduran köşeliklere; engel olmaya çalıştık.

         Ağa-paşa diye, boyun eğmedik hiçbir kimseye.

         Dik durmasını, dik dururken de onurlu kalmasını bildik.

         İtibarımızı sarsacak hiçbir şeye imza atmadık.

         Haksız kazanç sağlayanların karşısına çelik gibi dikilmesini bildik.

         Doğru düşünce, iyi niyetli faaliyet, halisane tavır karşısında ise kadife gibi yumuşak olmasını bildik.

         Yanlış yaptıysak da özür dilemesini bir erdemlilik olarak kabul ettik.

         İşte bu nedenlerden dolayı bizden rahatsız oldular. Olsunlar. Daha da olacaklar. Çünkü benim şiarım şudur:

 

         ‘YORGANDA ONURSUZCA ÖLECEĞİME, URGANDA ONURLU BİR ŞEKİLDE SEVE SEVE CAN VERİRİM’

         İşte budur benim felsefem.

         Ve bu anlayışa şu hakikatte eklenince, hiç bir güç bu inancı inanın alt edemez:

 

 

         Kula kul olmak için atılmadık meydana,

 

         Yalnız Hakk’a hakikate secde ederiz.

 

         Nasıl girmişse dava sahipleri zindana.

 

         Biliniz ki davamız için bizde gireriz.

 

         Bizim davamız, Hak davasıdır: Vatandır. Millettir. Bayraktır. Mukaddesattır. Bundan başka hiçbir şeyi değer olarak bilmedik, bilmeyiz de. Haykırışımız, marşımız, sevdamız, şiarımız şu oldu:

        

Alnımızın akıyla girdik 12. yılımıza,

         ‘Durmak yok’ yürüyoruz yolumuza.

         Konulan engelleri düz eder, koşarız.

         Hedefe varmak için sel olur, coşarız.

 

         Hep dediler bize,  sus-sus-sus!

         Susulur mu, varken bunca namussuz?

Bizim mücadelemiz, hak bilmez başlarla.

Ölsek dahi bu mücadelemizden dönmeyiz.

 

 

İşte felsefemiz, işte hedefimiz, işte mücadelemiz budur… Bu mücadeleden ve bu azimli duruştan bir adım geri atmak, bu millete ve kendi bildiğimiz doğrulara karşı olmak demektir.  Bildiğimiz doğrular, ilk önce Mevla terazisinden geçer, sonra halkın değerlerinden.

Biz biliyor ve inanıyoruz ki, bu gün Körfez’in değil, Kocaeli’nin en önde gelen gazetelerinden biriyiz. Yaptığımız her haber, gündeme getirdiğimiz her bir konu, muhakkak suretle takip edilmekte; yapılması gereken bir şey varsa,  ilgililer tarafından gereği yerine getirilmektedir.

Ki, buna bütün okuyucularımız şahittir. Hiçbir yayınımız yoktur ki, ‘BİZ GÜNDEME GETİRDİK, YETKİLİLER GEREKENİ YAPTI’ diye bir haberlerimiz olmasın… Bundan daha gurur verici, bundan daha güzel bir hizmet olabilir mi?

Biz, kendimizi ve  ‘neden gazete çıkardığımızı’ biliyoruz. Ve biliyoruz ki, halka hizmet, Hakk’a hizmettir. Bu düşünceye inanan insanı, hiç bir düşünce ve güç engelleyemez, zarar veremez.

          Bu gazete, Osman Yüksel Serdengeçti’nin dediği gibi, “Vatan-millet-mukaddesat sevdalı’ olanların desteği ile gücüne güç katan bir gazetedir.

         Ve yine biliyoruz ki Körfez bize dar… Bir gün ‘Dar gelen Körfez’den kurtulup, daha geniş kitlelere Allah’ın izniyle ulaşacağız.

         Dedik ya efendim, bizim arkamızda halk var. Bayram öncesiydi. Küçük bir iş yeri olan berber esnafı bizi aradı. Bana, ‘esnaflar olarak kendi aramızda bir araya geldik. Size katkımız olması için kendi aramızda ilan topluyoruz. Çünkü siz doğruları yazan nadir gazetecilerdensiniz...” dedi.  Gerçekten bu teklif beni ağlattı. Böyle bir şey hangi bir gazeteye nasip olur? Sizlere soruyorum.

         Bizi, yıpratmaya çalışan ey beyhude insanlar!.. Can Yücel gibi size cevap veririm lakin terbiyem müsaade etmiyor. Siz hiçbir halt yiyemezsiniz… Çünkü arkamızda halk var halk… Mevla’m, bu halkımızın sayısını artırsın… Mevla’m, bizi, nefsimizle baş başa bırakmasın…

         Sözün özü şudur ki, dayanağı Hakk olan, desteğini halktan alan BİZİM GAZETE, bu şehrin ve bu ülkenin bir değeridir… Bu değerin kıymetini bilen değerli okuyucularımıza da teşekkür ediyorum.

         Biz yine biliyoruz ki, bu gün gazetecilik gerçekten zor. Her geçen günde daha zor bir hal alıyor. Hele hele özgürlüklerin yok edildiği, düşüncelere gem vurulduğu bir dönemde gazetecilik, inanın ateşten bir gömlektir. Biz bu gömlekle varlığımızı devam ettiriyoruz hem de o şer güçlere karşı. Biz, hiç bir zaman muhalefet olmayı seçmedik, doğruları yazdığımız için muhalefet ilan edildik. Bu durumdan da mutluyuz. Çünkü hak olan davada, bir milim dahi dönmeden, yarınlara yelken açıyoruz; var olan gülleri yok etmeyenlere karşıda cephe açarak, savaş ilan ediyoruz. İnanın ve bilin ki, bu gazete Hakk’ın engeline takılmadıktan sonra, halkımızın da desteği var oldukça, hiç bir hain ve  şer güç, bizi engelleyemeyecektir. Bizim bildiğimiz doğru; Allah razı olduktan sonra dünya küsse ve karşımızda olsa hiç bir ehemmiyeti yoktur, ancak Allah’ın rızası yoksa yaptığımız bir işte, o zamanda dünya yanımızda olsa hiç bir kıymeti yoktur. Şiarımız budur, bundan gayrı hiç bir düşüncemiz yoktur.

         Hülasa, biz gücümüzü Mevla’mızdan almak için dua edenlerdeniz. Biz bu güne kadar dualarla var olduk,  inanıyorum ki bundan sonra ki yayın hayatımızda da yine dualarla var olacağız. Bırakın birileri bizi engellemek için çalışsınlar, iftira atsınlar, en ufak bir yanlış anlamayı dahi büyük bir olaymış gibi efsaneleştirsinler, iş vermeme, yıldırma politikaları gütsünler. Biz bunlara güler geçeriz.  Çünkü biz  ‘doğru’ olduktan sonra, bu şer odaklarının  ‘eğri’ durmaları milletçe farkedilecektir.

         Bizim doğrulumuza bir diğer kanıt ise, her bayramda 300 kurumsal firma reklamlarıyla BİZİM GAZETE'yi tercih etmesi, var olduğumuz yolda ne kadar güzel hizmetler yaptığımızı göster miyor mu? Hal böyle olurken, aynı kulvarda var olanlar, bizim 'yok' olmamızı istemezler mi? Bu yüzden 'var' olmayanları ' hakikat' gibi aleyhimizde kullanmazlar mı? Biz bunlara da diyoruz ki, ' siz ne derseniz deyin, kervan yolundadır' bilin...

         Selam olsun bu güne kadar bize destek verenlere..

         Selam olsun, bu güne kadar bize dua edenlere...

         Selam olsun, doslarımıza...

         Selam olsun bizi 12.yayın yılımızla buluşturanlara...

         TEŞEKKÜRLER

 

 


13 Ağustos 2017 Pazar 18:34
Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

KÖRFEZ GÜNDEMİ

Körfez’de 2018’in ilk meclisi yapıldı

Körfez’de 2018’in ilk meclisi yapıldı

Kanallar temizleniyor

Kanallar temizleniyor

Sarmaşık Dere’ye araç geçiş köprüsü

Sarmaşık Dere’ye araç geçiş köprüsü

Hereke sahilindeki otopark genişletildi

Hereke sahilindeki otopark genişletildi

Körfez Savcılığından Dev Holdinge Operasyon

Milliyet ve Hürriyet gazetesinin haberine göre Kocaeli Körfez Cumhuriyet Başsavcılığı yürüttüğü akaryakıt

Söğüt’ten Baran’a ilk ziyaret

Baran : Teşkilatlarımızın fikri bizler için önemlidir

KOCAELİ - HAVA DURUMU

KOCAELI